Posted on Leave a comment

Penis Sertleştirici Krem Kullanımı nasıldır

penis sertleştirici krem,en iyi sertleştirici,en iyi sertleştirici krem,sertleştirici krem kullanımı,peni sertleştirici jel nasıl kullanılır,sertleştirici krem kullanıcı yorumları

Penis Sertleştirici Krem Kullanımı

geciktirici krem kullanımı nasıldır

Ereksiyon haplarından sonra en çok tercih edilen penis sertleştirici ürün olmaktadır. Kullanımı şu şekilde ve doğru yapılması gerekmektedir. Bir miktar penis sertleştirici krem penisin üst ve alt kısımlarına masaj yaparak yayılması gerekmektedir. Önemli nokta ise doğru şekilde sürülmesi gerekmektedir ve 1 dakika boyunca masaj şekilde yedirilmesi gerekir. Kısa süre içerisindeki deri kremi emecektir ve kan damarlarını genişlemesini sağlar ve kan akışı hızlanır. Kan ile birlikte ise penis de sertleşme ve dikleşeme olur. Bu ürünlerin ereksiyon haplarına göre avantajları ise herkes için uygun ürün olmakla birlikte yan etkisi bulunmamaktadır. Olumsuz yönü ise etkisini uzun süreli göstermemektedir ve her cinsel ilişki öncesinden kullanması gerekir.

 

Posted on Leave a comment

En İyi Sertleştirici Ürün Nedir

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

en iyi sertleştirici,kamagra jel,kaldırıcı jel,thors hammer,cialis jel,sertleştirici

Merhaba Değerli Misafirlerimiz

12. Yıllık Tecrübemizle Kullanacağınız “en iyi sertleştiric hap krem jel sprey nedir ? ” sorusunun cevabı burada .

Sertleştirici Hap olarak

1. Cialis 
 2. Orviax
 3. Güç Max
 4. Viagra
 5. Aki Gergedan Set
 6. Asya kaplanı

Sertleştirici Jel Olarak

1. Kamagra Jel
2. Cialis Jel
Yukarıdaki Ürünlerin üzerine tıklayarak ürünleri sipariş verebilirsiniz.

Posted on 42 Comments

Thor’s Hammer Nedir Nasıl Kullanılır

Thor's Hammer Nedir Nasıl Kullanılır,thors hammer,kullanıcı yorumları nedir,kullananlar ne diyor,nerden satın alınır,realistik manken n11

THOR’S HAMMER PENİS BÜYÜTÜCÜ SERUM KREM

hemenal thor’s hammer
Thor's Hammer Nedir Nasıl Kullanılır,thors hammer,kullanıcı yorumları nedir,kullananlar ne diyor,nerden satın alınır,realistik manken n11
Thor’s Hammer Nedir Nasıl Kullanılır,thors hammer,kullanıcı yorumları nedir,kullananlar ne diyor,nerden satın alınır,realistik manken n11

ÜRÜN ADI: Thor’s Hammer

AÇIKLAMA: Paket içeriği
BILEŞENLER: Bitki ve deniz canlılarından elde edilen doğal özler

Thor’s Hammer KULLANIMI :

 5-15 günlük bir süre boyunca, damlayı her gün, dilinize 3-5 damla damlatmak suretiyle yada 1 bardak suya 3 5 damla damlatarak kullanmalısınız. Ardından, ürünü aldığınız süreye eşit bir zaman dilimi boyunca ürün alımına ara vermelisiniz. Gerekmesi halinde bu süreç tekrarlanabilir.
DIKKAT: Ürün içeriği doğal bileşenlerden oluştuğundan, her yaştan erkeğin cinsel gücünü artırmaya yardımcı olur. Thor’s Hammer, dünyanın en iyi ürologları tarafından tavsiye edilmektedir. Sertleşme fonksiyonunu etkili bir şekilde iyileştirir, vücuttaki testosteron seviyesinin artmasına yardımcı olur ve cinsel ilişki ile orgazm sürelerini uzatır. Damla kardiyovasküler sistemi olumlu etkiler ve kesinlikle bağımlılığa neden olmaz.

UZMAN GÖRÜŞÜ

Birçok erkek sertleşme bozukluğu yaşıyor. Bu durum yaş, aşırı stres, sağlıksız veya yetersiz beslenme, istirahat etmeme, aşırı alkol ve nikotin kullanımı da dahil olmak üzere birçok nedenden kaynaklanabilir. Sonuç hemen hepsinde aynı: cinsel yaşam kalitesinde azalma. Geçtiğimiz 20 yıl içinde, farklı yaşam tarzlarını benimseyen her yaştan erkek hastada iktidarsızlık sorunuyla karşılaştım. Ama artık onlar için en mükemmel tedavi yöntemini bulmayı başardık. Bu yöntemin adı, Thor’s Hammer! Klinik araştırmalarda bu ürünün etkisi en ağır durumlarda bile kanıtlandı. Thor’s Hammer’ı tüm hastalarıma en iyi tedavi yöntemi olarak öneriyorum. Halihazırda denemiş olanlar çok memnun kaldı!

BENZERSIZ ÜRÜN THOR’S HAMMER

Thor’s Hammer’ın avantajları:

  • Etkisi 3 ila 6 ay sürer
  • Hiçbir zehirlenme belirtisine neden olmaz
  • Kalp ve damarların genel durumunu iyileştirir
  • Doz aşım riski yoktur

THOR’S HAMMER’IN BENZERSIZ ETKISININ SIRRIİçerdiği 4 eşsiz ana bileşen, Thor’s Hammer’ın şaşırtıcı bir etkiye sahip olmasını sağlıyor:

OMURGASIZ CANLILARDAN ELDE EDILEN EKSTRAKTLARNorveç kıyılarında yaşayan omurgasız canlılardan elde edilen özel ekstraktlar, insan endokrin sistemindeki bezlerin fonksiyonunu iyileştirir, testosteron seviyesini ve etkisini doğal yoldan artırır.

YOSUN EKSTRAKTIYalnızca Norveç fiyortlarında yaşayan Cladoniaceae genital kan dolaşımını düzeltip kandaki oksijen satürasyonunu artırarak, atardamar basıncını normalleştirir.

FENER BALIĞI KARACIĞERI EKSTRAKTIEn derin sularda (çoğunlukla İskandinavya’da) yaşayan fener balığının karaciğerinde çok yüksek seviyede çinko bulunmaktadır. Dolayısıyla, fener balığı ekstraktı testosteronun etkisini ve libidoyu artırmak için erkek vücudunun günlük olarak ihtiyaç duyduğu çinko miktarını karşılar.

ANTARTIKA KRILIAntartika krilinden elde edilen organik ekstrakt vücuttaki erkeklik hormonlarını aktive eder ve vitamin emilimini artırır. A ve E vitamini cinsel güçte verimli bir artış sağlamak için elzemdir; B grubu vitaminleri ise sinir sisteminin daha sağlıklı olmasını sağlar.

 

DÜNYACA ÜNLÜ ÜROLOJI UZMANININ (ERKEKLERDE CINSEL GÜÇ ALANINDA UZMAN) THOR’S HAMMER HAKKINDAKI GÖRÜŞLERI:

Farklı yaş gruplarındaki insanlarda cinsel isteği artırdığı kanıtlanan Thor’s Hammer iktidar artırıcı, oldukça organik bir üründür. Gerekli olan tüm vitamin ve mikro elementleri sağlayan ürün, erkeklik hormonu olarak bilinen testosteronun doğal üretimini aktive eder. Thor’s Hammer sertleşme fonksiyonunu kolay ve hızlı bir şekilde onarır ve uzun süre sağlıklı kalmasını sağlar.

GEREKLI OLAN TÜM VITAMINLERI SAĞLAR

Thor’s Hammer, hücre yenilenmesini hızlandırarak yaşlanmayı geciktirmekle kalmayıp, aynı zamanda libido ile sperm üretimini de doğrudan etkileyen E vitamini açısından zengindir. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendiren ve stresin neden olduğu etkileri azaltan B grubu vitaminlerini de içerir.

KAN BASINCI VE DOLAŞIMINI NORMALLEŞTIRIR

İçerdiği vitamin kompleksi, kardiyovasküler sistemi güçlendirir ve iyileştirir. Bunlara ek olarak, içerdiği guarana özü damarları genişletip vücudu gençleştirerek güçlü ve sağlıklı bir ereksiyon sağlar.

LIBIDOYU ARTIRIR

Çinko, libido açısından oldukça önemli bir maddedir. Thor’s Hammer, erkek sağlığı için gerekli olan L-arjinin miktarını içerir. Dahası, kan dolaşımını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda sperm kalitesini de iyileştirir.

TESTOSTERON ÜRETIMINI ARTIRIR

Testosteron yalnızca sertleşmenin daha uzun ve güçlü olmasını sağlamaz, aynı zamanda fiziksel özelliklerinizi belirlediğinden, kadınlara daha çekici görünmenizi de sağlar. Omurgasız deniz canlılarından elde edilen benzersiz özler ile vitamin ve mikro-elementler bu hormonun etkisini yoğunlaştırır. Bu sayede, tedavinin sağladığı sonuç uzun süre etkisini korur.

 

Thor’s Hammer | Thor’s Hammer Performans Arttırıcı | Thor’s Hammer Cinsel İstek Arttırıcı | Penis Büyütücü

Thor’s Hammer Kullanarak Kısa süre İçinde Elde Edecekleriniz:

  • Libido Artışı
  • Sertleşme Fonksiyonunda iyileşme
  • İlişki sırasında %100 daha fazla hassasiyet, daha uzun ilişki ve daha güçlü orgazmlar

Erkeklerin genel sorunu haline gelen penis boyutu ve uzunluğu artık geride kalıyor! Thor’s Hammer penis büyütücü ürün sayesinde düzenli kullanımın ardından kısa bir süre içerisinde penisin büyüdüğünü ve kalınlaştığını kendi gözlerinizle gözlemleyeceksiniz. Aynı zaman da erken boşalma ve sertleşme sorunlarına çözüm sağlayan mucizevi ürün Thor’s Hammer performans arttırıcı ürün, cinsel istek arttırıcı olarak ta bilinmektedir.

Thor’s Hammer Cinsel İstek Arttırıcı

Mucizevi ürün Thor’s Hammer cinsel istek arttırıcı, ilk kullanımdan itibaren etkisini hissettirmeyi başarmaktadır. Ürünün etkisini kısa süre içerisinde hissediyor, ancak uzun bir süre etkisini devam ettiriyor. 2012 yılında dünya sağlık örgütü tarafından onaylanan Thor’s Hammer istek arttırıcı ürün, ülkemiz de satışa sunulmuştur. Daha fazla bilgi almak için

Posted on 1 Comment

Kadınlar için Penis Boyu

bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu
bitkisel-penis-buyutucu

Her erkek penisinin büyük olmasını, her kadında partnerinin penisinin büyük olmasını ister. Erkeğin özgüveninin artması ve doyumsuz bir birliktelik için büyük penis işiniz oldukça kolaylaştıracaktır. Penis boyunun ve kalınlığının önemli olduğunu biliyoruz peki; kadınların bu konu hakkında neler düşünüyor?

Evet işte bir internette bulduğum birkaç sitede kadınların penis büyüklüğü hakkında verdiği cevaplar:

 

Kadınlar penis boyu hakkında ne düşünüyor:

 

“Büyük olmasını tercih ederim. Erkek sevişmesini bilmese bile penisin boyu ile durumu kurtarabilir.”

“Benim için Boyu çok önemli değil. Güzel sevişirse benim için yeterli. Penisin Büyük olması acı verir. Fakat merakta etmiyor değilim.”

“Tabii ki penisin büyük olmasını isterim. Penisi küçük erkeklerde özgüven eksikliği oluyor. Yanımda yürürken dahi güven vermiyor.”

“Boyun ve kalınlığın hiç bir önemi yok. Önemli olan beni ön sevişme esnasında mutlu etmesi ve erken boşalması.”

“Erkekler hep penis boyunu abartıyor. Benim için boyu değil işlevi önemli. Girdiği yer fazla uzun değil zaten.”

“Ön sevişmeyi uzun tutar, oral seks yapar ve ellerini kullanmayı biliyorsa sorun olmaz. Zaten biz kadınları orgazm eden asıl şey penis büyüklüğü değil.”

Sözlerin sahiplerinin kimi kendi ismini kimi de nick kullanmıştı ama ben isim verme gereği duymadım. Birde elimde daha çok cevap var ama ben bu kadarını yeterli gördüm işinize yarayacağını düşünüyorum ve bu cevapların üzerine sizlere bu konuyu kendi yazımla daha çok açmak istiyorum!
Kadınlar her zaman sert bir sevişme istemeyebilir. Bu aslında onların o anki ruh haline bağlı; bazen duygulu bir sevişme, bazen de hardcore J. Önemli olan o an karşılık bulabilmeleri, o duygu ve isteklerin beraber yaşanabilmesidir. Biz erkekler bunu anlayıp karşılık vermeliyiz o kısmı anlamak ta biz erkeklere kalıyor.

 

Penis boyutu hakkında:

 

Küçük göğüslü bir kadınla yattığınızı düşünsenize? Kadın sırt üstü yattığı zaman kızın göğüsleri doğal olarak kayboluyor gibi. Bu durumu görünce aklınızdan düşünmeye başlıyorsunuz… sonra bunun bi erkekle düzüşmekten farksız olduğunu düşünürsünüz; kadının dümdüz göğüsleriyle. Ve tabi bir süre sonra performansınız düşer ve sevişme istediğiniz gibi sona ermez.
Bunu aslında şunun için düşünmenizi istedim. Penisi küçük erkeklerle yatmak istemeyen çok kız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yukarıda düşünmenizi istediğim hikaye gibi onlarında istekleri azalıyor ve performansları bir süre sonra düşüyor. Ortalama bir penisin 15 cm uzunlukta olması gerektiğini aşikar ama sakın benimki bundan küçük diyerek telaşa kapılmayın. Unutmayın ki büyük ve kalın bir penisi sahip olup ta hiçbir numarası olmayan erkekler de var J.

Yani anlayacağınız bütün iş boyda bitmiyor, bunun; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri de var. Önemli olan maç sonu skoru J.

Kadınların bir kısmı normal olabilir derken diğer kısmı büyük ve sert olmasını isteye bilir. İşte o ‘Mutlaka büyük penis olmalı!’ diyen kadınların da dört dörtlük olmadığını bilmeleri lazım J.

Posted on Leave a comment

sertleştirici hap eczane fiyatları

cialis 30'lu kapsül

Sertleştirici hap eczane fiyatları

sertleştirici hap eczane fiyatları internet fiyatlarına göre büyük bir farklılık göstermektedir.

bunun nedeni eczanelerin internet firmlarına göre daha falza vergi ve ötv ödemesidir.

bu yüzden intenet firmalarıda sizlere daha kaliteli ürünleri uygun fiyatlara satışa sunmaktadır.

Posted on Leave a comment

aki gergeden set resmi satış sitesi

Hap, Geciktirici Spreyler Etiketler: bayan azdırıcı, bayan azdırıcı damla, bayan azdırıcı damla kullanıcı yorumları, bayan azdırıcı damla nasıl kullanılır, bayan azdırıcı damla nereden alınır, bayan azdırıcılar, cariblex, cariblex 3'lü set, cariblex damla, cariblex geciktirici sprey, cariblex performans arttırıcı, cinsel fantazi seti, cinsel fantazi ürünleri, erken boşalıyorum, erken boşalıyorum ne yapmalıyım, erken boşalmaya çare, erken boşalmaya son, fantazi seti, geciktirci sptey kullanıcı yorumları, geciktirici, geciktirici sprey, geciktirici sprey işe yarıyormu, geciktirici sprey kullanıcı yorumları, geciktirici sprey nedir, geciktirici sprey nereden alınır, kadın azdırıcı, performans arttırıcı, performans arttırıcı kullanıcı yorumları, sex ürünleri, sex ürünleri seti, sikim kalkmıyor, sikim kalkmıyor ne yapmalıyımHap, Geciktirici Spreyler Etiketler: bayan azdırıcı, bayan azdırıcı damla, bayan azdırıcı damla kullanıcı yorumları, bayan azdırıcı damla nasıl kullanılır, bayan azdırıcı damla nereden alınır, bayan azdırıcılar, cariblex, cariblex 3'lü set, cariblex damla, cariblex geciktirici sprey, cariblex performans arttırıcı, cinsel fantazi seti, cinsel fantazi ürünleri, erken boşalıyorum, erken boşalıyorum ne yapmalıyım, erken boşalmaya çare, erken boşalmaya son, fantazi seti, geciktirci sptey kullanıcı yorumları, geciktirici, geciktirici sprey, geciktirici sprey işe yarıyormu, geciktirici sprey kullanıcı yorumları, geciktirici sprey nedir, geciktirici sprey nereden alınır, kadın azdırıcı, performans arttırıcı, performans arttırıcı kullanıcı yorumları, sex ürünleri, sex ürünleri seti, sikim kalkmıyor, sikim kalkmıyor ne yapmalıyım

Açıklama

Ürün  Açıklaması

AKİ GERGEDAN PERFORMANS SETİ 4LÜ: Sağlık her evliliğin en önemli konularından biridir. Günümüz şartlarında ortaya çıkan sigara, alkol ve aşırı stres gibi etkenlerin meydana getirdiği fiziksel yorgunluk, enerji eksikliği ve cinsel isteksizlik gibi problemler insanların hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Aki Gergedan Set ihtiyaç halinden 45 dk önce kullanılması tavsiye edilen bir üründür.
Ürün hakkında daha fazla bilgi için müşteri temsilcilerimizle iletişime geçebilirsiniz.

Yan Etkileri

Ürünün bilinen bir yan etkisine rastlanmamıştır.
Hamile ve emziren bayanlara tavsiye edilmez.
Yüksek tansiyon, kalp, böbrek, ruhsal bozukluk olan hastalara önerilmez.
Serin ve kuru yerde, güneş ışığından uzak, oda sıcaklığında ağzı kapalı olarak çocukların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza ediniz.
İçeriğinde bulunan bitki ve bitki özlerine karşı alerjisi olan kullanıcılarda mide ekşimesi ve deride hafif kızarıklık yapabilir

Kullanımı: 7 günde (haftada) sadece 1 kez İhtiyaç halinden 1 saat önce bol su ile 1 tablet alınması tavsiye edilir.

Gergedan Boynuzu Sprey;
Kullanımı: İhtiyaç halinden 45 dakika önce ilgili bölgeye spreyi 3-4 kez sıkınız.

Bayanlara Özel Damla;
Kullanımı: İhtiyaç halinden 45 dakika önce alkol HARİÇ herhangi bir içeceğe 7-8 damla damlatılarak kullanılır.

İçeriği

Gergedan Boynuzu Tablet;
İçeriği: Saw Palmetto, Çakşır Ekstratı, Ginko Bloba, Ginseng, Propolis, Polen,  Ak günlük, Maca Çinko

Gergedan Boynuzu Sprey;
İçeriği: Deiyonize water, Yulaf, Karanfil, Şerbetçi Otu, Akgünlük Ekstratı penis kafasına 2 kez sıkılarak penis kafa bölgesinin üstüne ve kafanın alt kısmındaki damarlı bölgeye sıkılarak 2 parmak ile yedirilir ve 5 dk sonra ilişkiye girilir

 

Bayanlara Özel Damla;
İçeriği: Hemamalis Ekstratı, Mirifika Ekstratı, Melisa Ekstratı, Hayıt Ekstratı, Propolis, Panax, Kırmızı Ginseng, Deiyonize Su

Ürünü sipariş ettim. Kaç gün içinde bana ulaşır?

Sipariş verdikten sonra stoklara göre 1-3 iş günü içerisinde elinize ulaşacaktır.Ürünü ev adresinize veya istediğiniz kargo şubesine göndermekteyiz kapıda ödeme ve kredi kartına tek çekim olarak ödeme yapabilirsiniz.

Aklınıza takılan herhangi bir soru veya probleminiz varsa online müşteri temsilcisiyle veya  0216 606 48 47  numarayla iletişime geçerek bilgi alabilirsiniz.

Posted on Leave a comment

KISIRLIK

KISIRLIK

KISIRLIK

Bugün dünyada her Yüz çiftten altısında görülen kısırlığın erkeklerde kot pantolon, kışın giyilen yünlü içlikler ve iç çamaşırları, genç kızlarda aşırı spor ve diyet yapmayı içeren birçok nedeni var.

Ergenlik döneminde fazla ve ağır spor yapan genç kızlarda, beslenme bozukluğu eklendiğinde üreme sağlığında zararlar meydana getirebiliyor. Ayrıca, genital bölgede hijyenin sağlanması, kadın sağlığı ve üreme sağlığının korunmasındaki en önemli konulardan biri. Aşırı şişmanlık ve zayıflıkta kısırlığa neden olabiliyor. Obezite ve aşırı yağlanma kadın bünyesinde tahribata yol açıyor.
Genital temizlikte şu hususlara dikkat edilmeli
-Tuvalet sonrası temizlik mutlaka önden arkaya doğru yapılmalı.
-Temizlik yapıldıktan sonra, genital bölge mutlaka kurulanmalı.
-Banyo yaptıktan ve havuza girdikten sonra genital bölge mutlaka kurulanmalı.
-Pamuklu iç çamaşırları kullanılmalı.
-İç çamaşırları sık değiştirilmeli ve yıkandıktan sonra mutlaka kızgın ütü ile ütülenmeli.
-Dar, sıkı ve bedene uygun olmayan iç çamaşırları ve pantolon giyilmemeli.
-Kokusuz ve renksiz tuvalet kâğıdı kullanılmalı.
-Vajinal duş, sabun, pudra ve sprey kullanımından kaçınılmalı.
-Regl döneminde kullanılan pedlerin kokusuz ve renksiz olmasına dikkat edilmeli.

-Pedler sık değiştirilmeli.

Kullanılmamış pedler poşetlerinde veya temiz bir yerde kapalı tutulmalıdır. Açıkta duran ve kirli ellerinizle ellenen pedler mikrop taşıyarak enfeksiyonlara neden olabileceği içi kullanılmamalı.
-Bu dönemde yıkanmanızda hiçbir sakınca yoktur. Küvete sıcak su doldurarak yıkanmaktan kaçınmalısınız. En uygun olanı ayakta duş alınmasıdır.
-Özellikle genital bölgenize kolonya veya parfüm sürmekten ve kokulu pedler kullanmaktan kaçınmalısınız..
-Uzun süre antibiyotik kullanmak, vajinal mantar enfeksiyonlarının sık görülmesine neden olur. Bu durumda doktorunuza danışmalı, koruyucu önlemler almalısınız.

Erkekler İçin:

-Sperm sayısını, hareketini ve yapısını olumsuz etkilediği için sigaradan uzak durmak gerekiyor.
-Alkol ve uyuşturucu maddeler de sperm üretiminin bozulmasına neden oluyor.
-Yüksek ısı, özellikle sauna ve sıcak su banyoları sperm üretimini olumsuz etkiliyor.
-Ayrıca kot pantolonlar ve dar iç çamaşırları yumurtalıkları sürekli yüksek sıcaklığa maruz bırakıyor. Isıdan zarar gören sperm üretim hücreleri ise kendini yenileyemiyor. Bu yüzden, erkek çocuklara dar pantolon ve dar iç çamaşırı giydirmemeli. Pantolon içlikleri de eve gelince çıkarılmalı ve sadece kışın giydirilmeli

Sıcak duş sperm sayısını düşürüyor.

Kaliforniya Üniversitesinde yapılan araştırmada bilim adamları kısırlık tedavisi gören 11 erkeğe sıcak banyo yapmayı bırakmalarını tavsiye etti. Bundan altı ay sonra, bu kişilerden beşinin sperm sayılarında büyük oranda artış görüldü. Çocuk sahibi olmak için kritik önemdeki unsurlardan bir diğeri olan sperm hareketlilikleri de yüzde 12 – 34 oranında arttı. Bilim adamları diğer hastalarda sigara tiryakisi olmaları nedeniyle böyle bir gelişme görülmediği söyledi.

Doğum kontrol hapı kanserden koruyor!
İNGİLİZ uzmanların 1968 yılından bu yana doğum kontrol hapı kullanan 46 bin kadın üzerinde yaptığı araştırmaya göre, hap kullanımı kadınlarda ileri yaşlarda kansere yakalanma riskini de yüzde 12 oranında azaltıyor.

Posted on Leave a comment

Evliliğinizdeki Cinsel Problemler Kâbus Olmaktan Çıktı

Evliliğinizdeki Cinsel Problemler Kâbus Olmaktan Çıktı

Sex

Ona ilk görüşte âşık oldunuz. Hatta onu gördüğünüz an onun eşiniz olacağını hissetmiştiniz. Ya da hiç aklınızda yoktu ama zaman ilerledikçe aşkınız ve sevginiz arttı. Belki de aileler tanıştırdı sizi ve birbirinize her şeyden önce saygı duyan harika bir çift haline geldikten sonra o büyük kararı verdiniz.
Nasıl başlamış olursa olsun, sonuç olarak siz oldukça sorumluluk isteyen bir yola, seçtiğiniz hayat arkadaşınız ile çıkmaya karar verdiniz. Maalesef her şey başladığı gibi ilerlemiyor. Bazen dış kaynaklı problemler bazen de çiftlerin birbirleri ile olan anlaşmazlıkları evliliklere zarar verebiliyor. Son dönemlerde evlilikleri bitirme noktasına gelen bir şey daha gündemde; cinsel ilişki.

Evliliğin temelleri

Evliliğin temellerinden birini oluşturan cinsel ilişki kadın ve erkeğin arasındaki bağların güçlenmesine fırsat verirken, çiftlerin birbirleri ile çok daha uyumlu olmalarını sağlar. Evliliğin içindeki herhangi bir cinsel ilişki problemi çoğu zaman önemsiz gibi görünse de üzerinde konuşulmadığı ya da üstü örtüldüğü takdirde zamanla çok daha büyük sorunlar meydana getirebilir. Bardağın taşmasını beklemek kimseye bir şey kazandırmadığı gibi aksine sahip olduğunuz beraberliğinizi büyük bir çıkmaza sokabilir. Evlilikte cinsel ilişkiler hakkında merak ettikleriniz var fakat danışabileceğiz kimse yoksa durum sizin için daha zor olabilir.

Oysa uzman psikologlar yardımı ile hem cinsel hayatınızı hem de evliliğinizi ilk günkü heyecanına taşımanız mümkün. Siz de cinsel ilişkiler hakkında daha detaylı bilgilere sahip olmak istemez misiniz? Son derece derin bir konu olan cinselliği, uzman görüşleri ile makalelerinde buluşturan Elle ile artık sorununuzun kaynağını bulabilir, hangi uzman ile görüşmeniz gerektiğine karar verebilirsiniz. Evliliğinizi açmazlara sokmadan, cinsel ilişkiler hakkında her şeyi eşinizle konuşarak çözebileceğiniz gerçeğini unutmayın. Psikologların sizin için faydalı olacağını ve diğer doktorlardan hiç bir farklılıklarının bulunmadığını lütfen unutmayın. Ayrıca sorununuz olsun ya da olmasın cinsel ilişkiler hakkında merak ettiğiniz her şeyi Elle’ deki makaleler sayesinde rahatlıkla okuyup, fikir sahibi olmanız mümkün. Sorunlarınızı ve evliliğinizi ertelemenin. Elle ile ilişkinize yeni bir pencereden bakın.

Posted on Leave a comment

Cinsel gücü ve isteği artıracak doğal yöntemler

Cinsel gücü ve isteği artıracak doğal yöntemler

BESİNLER

Cinsel gücü ve isteği artıracak doğal yöntemler: Bazı kültürlerde inanılmaz ve akla bile getirilmeyecek inanışlar yüzünden, deniz sülükleri veya su aygırı organları bile yenmektedir. Psikologlar ise inandığınız sürece her türlü gıdanın plasebo etkisi sayesinde cinsel gücü artıracağını söylemektedirler. Ancak genel olarak etkili olduğuna inanılan gıdalar da az değildir ve denenmelerinde de hiçbir zarar yoktur.

En seksi mineral çinko: Diğer vitamin ve mineraller de işe yarayabilir ancak çinkoya ayrı bir yer ayırmak gerekir. Cinsel istek, cinsel Continue reading Cinsel gücü ve isteği artıracak doğal yöntemler

Posted on Leave a comment

Hamile Kalmanın Yolları Ve Uygun Seks Pozisyonları

SEX POZİSYONLARI

Hamile Kalmanın Yolları Ve Uygun Seks Pozisyonları Bebek sahibi olmak istediği halde olamayan kişilerin bazılarında uygun ve yeterli olarak cinsel ilişki yaşanmamasından bu durum kaynaklanırken bazılarında da uygulanan yanlış birliktelik yöntemlerinden dolayı gebelik oluşmamaktadır.Hamile kalmanın yolları konusuna sizler için değineceğiz. Hamile kalmak isteyenler, öncelikle yumurtlama günlerine göre cinsel birliktelik yaşarlar. Bu günlerde erkekten gelen sperm ile kadının çatlayan yumurtası birleştiği zaman gebelik gerçekleşir. Ancak hamile kalabilmek için sadece yumurtlama günlerine dikkat etmek yeterli değildir.

Kadınların herhangi bir zamanda hamile kalma olasılığı % 20 ya da % 25 iken, yapılan yanlış hareketler sonrasında bu oran daha da düşürülmektedir. Bu durumdaki çiftlerin çoğu da kısır olduklarını düşünerek psikolojik bir çöküntü yaşarlar. Ancak hamile kalmak için yumurtlama günleri dışında cinsel birlikteliğin en uygun pozisyonlarda yapılması da önemlidir. Gebeliğin daha kolay gerçekleşmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar içinde cinsel birlikteliğin nasıl yapıldığı ilk sırada yer almaktadır.

Hamile kalmak için erkeğin organının sürekli olarak kadının serviksine yakın olması gerekmektedir. Erkeğin spermi ortalama olarak kadının vücudunda 4 gün kadar canlı bir şekilde kalabilmektedir. Kadının yumurtaları da çatladıktan sonra 2 gün canlı kalmaktadır. Bu nedenle en uygun pozisyonlarla bu günlerde yaşanacak cinsel birliktelik hamile kalmayı kolaylaştırmaktadır. Hamile kalmanın yollarından biri de uıygun seks pozisyonlarıdır. Aşağıdaki seks pozisyonları hamile kalmanın yollarının en bilindik seks pozisyonlarındandır.

 Misyoner Pozisyonu

 Misyoner Pozisyonu
Bu pozisyonda kadın sırt üstü yatmaktadır. Bu sayede vajinanın konumu spermin yumurtalığa daha kolay ulaşabilmesi için en uygun pozisyona gelmiş olur. Bu pozisyonu daha uygun hale getirebilmek için kadının kalçasının altına yastık koyulmaktadır. Bu pozisyon hamile kalabilmek için en uygun seks pozisyonlarının başında gelir.

Parlayan Üçgen Misyoner Pozisyonu

Parlayan Üçgen Misyoner Pozisyonu
Misyoner pozisyonuna benzer gözükse de ondan birkaç değişiklikle ayrılmaktadır. Bu pozisyonda kadın yine sırt üstü uzanır ancak kalça altına yastık koymak yerine kadının kendisinin kaldırması gerekmektedir. Erkek ise diğer pozisyonda olduğu gibi direkt olarak kadının üzerine yatmaz ve dizleri yere paralel uzanacak şekilde ayakuçları ile havada kalır. Bu pozisyonda iş sadece bayana düşmektedir.

Rock n Roller Misyoner Pozisyonu

Rock n Roller Misyoner Pozisyonu

Misyoner pozisyonunun bir diğer şeklinde bu pozisyondur. Bu pozisyonda kadın geri yatarak bacaklarını yüz hizasına gelecek şekilde kaldırır. Erkek ise diz çökerek ve dizlerinden yardım alarak kadına da destek verir. Daha derin bir birleşme sağladığı için ve spermin kadının yumurtalığına gitmesini kolaylaştırdığı için hamile kalmayı kolaylaştıran en etkili seks pozisyonudur.

Doggy Stili

Doggy Stili
Bu pozisyonda da kadının serviks yeri erkeğin organı ile sürekli yakın olduğu için hamile kalmaya yardımcı olan seks pozisyonlarından biridir. Kadın arkası dönük olarak yere çömelir ve ellerini yere koyarak kalça kısmını havaya kaldırır. Erkek ise kadının arka tarafına geçerek cinsel birleşmeyi gerçekleştirir.

Doggy Stili V2

Sihirli dağ denilen bu pozisyonda bayanlar çok rahat etmektedir. 3 – 4 tane yastık üst üste koyulur ve kadın yere eğilmek yerine vücudunun üst kısmını bu yastıklara dayar ve yine arkası dönük bir şekilde durur. Erkek ise kadının arka tarafından vajinasına girerek cinsel birleşmeyi gerçekleştirir. Hamile kalmak için en uygun seks pozisyonlarından biridir.

Doggy Stili V3

Bu pozisyonun diğer adı arabacı takım yıldızıdır. Bu pozisyonda kadının kollarının güçlü olması ve iyi bir karın kası olması gerekmektedir. Kadın yatak kenarlarından destek alarak durmaya çalışırken erkek arka kısmından kadının ayaklarını havaya kaldırır ve kadının serviks bölgesine daha rahat yaklaşarak cinsel birleşmeyi gerçekleştirir. Eğim oranı çok olduğu için spermin kadının yumurtasına gitmesini kolaylaştırır.

Yan Yatış Seks Pozisyonu

Yan Yatış Seks Pozisyonu
Her ne kadar çok derin bir cinsel birleşme yaşanmasa da, bu pozisyon gebeliğin ilerleyen safhaları açısından gayet önemli ve kullanışlıdır. Yan yana uzanan ve çok hareketin olmadığı pozisyonda, şişen karın da insel birleşmeye engel değildir.

Cross (Çapraz):

Cross (Çapraz):
İlk görünüşte karışık ve zor gelebilir fakat hamilelik döneminde uygulanabilecek en ideal pozisyonlardan birisidir. Kadın sırt üstü yatıp çok fazla hareket etmeyeceği için yorulmayacaktır.

Hamile Kalmanın Belirtileri Nelerdir?

Hamile kalan kişiler bazı belirtilerle bunu fark edebilmektedir. Kan testleri ve gebelik testleri ile kesin olarak belirlenen hamilelik öncesinde kadında bazı değişiklikler yaşanmaktadır. Hamilelik belirtileri kesinlikle kişiden kişiye değişmektedir.

Hamileliğin en önemli ilk belirtisi adet gününün gecikmesidir. Hamilelikten şüphelenmek için adetin en az 3 – 4 gün gecikmiş olması gerekir. Diğer belirtiler kişiye göre değişmekle beraber şunlardır:

  •  Yorgunluk
  •  Memelerde hassasiyet ve büyüme
  •  Kusma
  •  Mide bulantısı
  •  İştah açılması
  •  İştah kesilmesi
  •  İdrara çıkmanın artması
  •  Baş dönmesi
  •  Hafif şekilde kanama
Posted on Leave a comment

Kayganlaştırıcı ve Geciktirici Ürünler

Kayganlaştırıcı ve Geciktirici Ürünler

 

Kayganlaştırıcı ve Geciktirici Ürünler

Cinsel hayatın renkli olması her çift açısından beklenmektedir. Ancak, pek çok dış faktör nedeni ile aşk dolu, ateşli ve zevkin doruklarında yaşanabilecek cinsel yaşam neredeyse yok olma düzeyine gelmektedir. Pek çok sebep ile ortaya çıkan cinsel isteksizlik gibi hususlar, destek ürünü ile ortadan kaldırılabilmektedir. Bu ürünlerin başında gelen geciktiriciler erken boşalma yaşayan erkeklerin sorununa çare olurken, bu konudan muzdarip kadınların da kurtarıcısı gibidir.

Kayganlaştırıcı Ürünler

Bir diğer destek ürünlerinden biri olan kayganlaştırıcılar da, yine rahat ve kolay cinsel birleşmenin yaşanabilmesi için oldukça önemli bir üründür. Kadın ve erkeğin zevk dolu cinsel birleşme yaşayabilmesinin temel anahtarlarından biri olan kayganlık hissini ortaya koyabilen bu ürün sayesinde hem hanımlar hem de erkekler mutluluğa kavuşabileceklerdir.

Penis Büyütücü Ürünler

Daha büyük bir penisim olsun diyen erkek için de penis büyütücü ürünler öne çıkmaktadır. Bu sayede hem görsel açıdan hem de işlevsel açıdan kadını doyuran bir penis boyutuna erişen erkek de iktidarını ortaya koymaktadır. Siz de bu ürünlerin sahibi olabilmek için hemen satın alabilirsiniz.

Kayganlaştırıcı Ürünler

Bir diğer destek ürünlerinden biri olan kayganlaştırıcılar da, yine rahat ve kolay cinsel birleşmenin yaşanabilmesi için oldukça önemli bir üründür. Kadın ve erkeğin zevk dolu cinsel birleşme yaşayabilmesinin temel anahtarlarından biri olan kayganlık hissini ortaya koyabilen bu ürün sayesinde hem hanımlar hem de erkekler mutluluğa kavuşabileceklerdir.

Posted on Leave a comment

Kamagra jel nedir

Kamagra jel nedir

Kamagra Jel Nedir

Erkeklerde bayanlara karşı büyük bir cinsel güç farkı vardır. Bir bayanın cinsel gücü ile bir erkeğin cinsel gücü hiçbir zaman eşit değildir. Bu erkek hormonsal ve vücutsal yapılarından kaynaklıdır. Cinsel deneyimler göz önüne alındığında bayanların erkeklerin bu önde oluşlarını dayanıklılıklarını benimsedikleri gözlemlenmiştir. Ancak şöyle bir şeyde vardır ki bir erkeğinde güç sınırları bellidir.Kamagra jel nedir Özellikle bu erkek düzenli bir seks hayatına sahipse gücünü her gün aynı olacak şekilde maalesef i koruyamaz. Buda partnerinin gözünde düşmelere sebep olabilir. Çünkü cinsel deneyimlerde erkeklerden her zaman için bir öncekinden daha üst performans beklenmektedir. İşte bu beklentiyi de sağlamak için erkeklerin muhakkak ek besin ve yardımcı gıda takviyelerinden destek almaları gerekmektedir. Bu konuda sizlere her zaman için öncelikli olarak önerilerimizden biri dünya üzerinde milyarlarca satış grafiğine ulaşan kamagra oral jelly ürünüdür. Son derece basit bir kullanıma sahip olan bu ürün bazı erkekler arasında evlilik kurtaran formül olarak da bilinmektedir. Harika bir etki vermesinin yanında uzun süren vücut direncini de sağlamaktadır. Yani buda ne demek oluyor hem cinsel açıdan hem de kondüsyonel açıdan tam anlamı ile başarılı bir erkek olursunuz.

Kamagra jel performans artırıcıdır

Kamagra jel hem erkeklerde hem de kadınlarda etkili performans artırıcı ürünlerden biridir. Kamagra jel etkisi nerede ise %99 luk bir başarı sağlamaktadır. Erkeklerde sertleşme problemine oldukça iyi gelmektedir. Ereksiyon sağlayıcı özelliği ve erken boşalmayı geciktirici özelliği ile birçok erkeğin halen favorisidir. Üstelik tamamen doğaldır. 7 farklı meyve özünden üretilmektedir. Sizlerde rahatlıkla kullanabilirsiniz. Kamagra jel satın aldığınız da farkı sizlerde daha ilk geceden anlayabileceksiniz. Orijinal kamagra jel ürünü ile performansın sınırlarını zorlayabilir hatta partnerinizi kendinize bir kez daha hayran bırakabilirsiniz. Cinsel mutluluğunu sürekli olarak yükseltmek isteyen çiftlere kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Posted on Leave a comment

Zayıflamaya Yardımcı Mucize Yeşil Bitkiler

Zayıflamaya Yardımcı Mucize Yeşil Bitkiler

Zayıflamaya Yardımcı Mucize Yeşil Bitkiler

Doğanın bize sunduğu bu mucizevi besinleri mutlaka tüketmeliyiz. Otlar, bitkiler, sebzeler.. Şifa kaynağı, hastalıklardan koruyan ve bizi güçlü tutan yeşil renkli sebzelerden, faydalarından ve yeşilin gücünden bahsetmek istiyorum. Nedir yeşil sebzeler? Ispanak, pazı, kara lahana, tere, semizotu, hindiba, labada, lahana, roka, bezelye, taze fasulye, kabak, yeşil soğan, marul, maydonoz, dereotu, brokoli, meskulin, pancar ucu sayılabilir. İçeriğinde, A, C, E ve K vitaminleri bulunan bu harika sebzeler ayrıca bolca lif içerir.

Biliyorsunuz ki lif kilo vermede çok etkili bir unsur. Ayrıca folik asit, klorofil gibi mikro besin maddeleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, çinko ve vitaminler gibi oldukça yararlı ve gerekli besin değerleri içerirler. Nasıl pişirmeli, ne kadar sıklıkta nasıl bir şekilde tüketmeliyiz sorusuna gelelim. Günlük hayatın hızına yetişemeyenler hazır gıdalara yönelerek şişmanlıyor ve beraberinde hastalıklarla boğuşmaya başlıyor. Hayatımıza öncelikle daha fazla sebze sokmalıyız. Özellikle yeşil sebzeler mucize gibidir.

Diyet yaparken de yeşile gün geçtikçe alıştıkça zararlı olan besinlerden nasıl vazgeçebildiğinize şaşıracaksınız. Mesela ben diyetimde (halen diyetteyim fakat bu sağlıklı beslenme tarzı diyet değil) şişmanlatan zararlı tüm yiyeceklerden yeşiller sayesinde arındım. Başlarda sevimsiz gelecek ama bir müddet yapınca mutlaka göreceksiniz ki, onlar vazgeçilmez değilmiş. Manava gidin bir torba dolusu yeşillik alın, taze soğan, turp, marul, maydonoz, salatalık. Eve gelin hemen koca bir kase salata yapın. Çeşit bol olsun.

İlk başlarda az zeytinyağı, limon, tuz ve az miktarda salata sosu ekleyin. Ekmeksiz bitirin. Sonunda fark edeceksiniz ki, bununla da doyabiliyor ve gayet mutlu olabiliyorsunuz. Yeşil sebzelerin mucizelerine dönersek; kanı temizler. Kanseri önler, dolaşıma yardımcı olur, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Bağırsağı güçlendirir, enerjiyi ve ruh halini olumlu destekler. Depresyondan kurtarır, sıkıntı ve stresi giderir. Karaciğer, safre ve böbreğe iyi gelir ve onları korur. Üst ve alt solunum yolları rahatsızlıklarında çok şifalıdır.

Özellikle sevmediklerinizi yemeyin, fakat mutlaka seveceğiniz bir çeşidini bulun ve yeşil sebzeleri haftada en az 2 kez tüketin. Çok faydasını göreceksiniz inanın. Doğa bize bu mucizeleri sunmuş, bize de faydalanmak düşer. Yalnız bozuk ve çürümüş ürünlerden kaçının. Taze taze pazardan alın, bolca yıkayın. Güzelce temizleyin, ayıklayın ve salataları çiğ, yemekleri pişirerek (çok da öldürmeden) tüketin. Sebze demek sağlık demek unutmayın.

Kendi bahçenizde de yeşil sebzeleri ve bitkileri üretebilirsiniz. Hem daha ekonomik, hem güvenilir olur. Piyasada zamanından önce ve sonra satılan besinleri tercih etmeyin derim. Hormonlar ve bazı maddeler kansere yol açar. Siz zamanında çıkan, taze ve canlı sebzeleri tercih edin. Her sebze ve bitkinin kendine özgü bir güzelliği var. Yeşil sebzeler de bunlardan en önemlileri.. pişirme yöntemlerinde, buharda pişirme, fırına verme, yağsız soteleme, sebze veya tavuk suyu ile pişirme, turşulama şeklinde hazırlayabilirsiniz. Pişince biraz kendi haline bırakın ve keyfini çıkarın. Sağlıklı oldukları kadar lezzetli de oluyorlar değil mi?

Posted on Leave a comment

Delinoks Nedir Nasıl Kullanılır

delinoks nedir? TIKLAYINIZ İNCELEYİNİZ DELİNOKS

Delinoks Nedir Nasıl Kullanılır
Amerika’da ve Avrupa’da milyonlarca kişiyi sağlıklı şekilde zayıflamasına yardımcı olan formülasyondur.

delinoks’un diğer ürünlerden farkı nedir?

Amerika’da ve Avrupa’da bir çok uzman ve diyetisyen bu formülasyon üzerine kitaplar yazmıştır.

delinoks ile kaç kilo verebilirim?

delinoks kilo verme garantili bitkisel gıda takviyesidir. Kilo verme hızı kişinin bünyesine, doğru ve kullanım süresine göre değişkenlik göstermektedir.

delinoks, zayıflama ilacı mıdır?

Kesinlikle ilaç değildir. delinoks, kimyasal madde içermeyen ve tamamen bitkisel ve doğal gıda takviyesidir.

delinoks nasıl kullanılıyor?

delinoks’un kullanımı oldukça kolaydır. Detox çorbanızı sabah öğününde bir bardak sıcak suya, Çikolata keyfini de akşam öğününde bir fincan sıcak su veya süt içerisine dökün. Biraz karıştırıp bekletmeden içebilirsiniz.

Ciddi rahatsızlıklarım var (Karaciğer, kalp ve böbrek yetmezliği vb..) kullanabilir miyim?

Bu tip ciddi rahatsızlıklarınız söz konusu ise ürünü kesinlikle kullanmayınız.

Bebeğimi emziriyorum ürünü kullanabilir miyim?

Bebeğinizi emzirirken 6 aylık dönemde kullanmanızı tavsiye etmiyoruz.

18 yaşından küçüğüm ürünü kullanabilir miyim?

18 yaşının altındaki kimse, ailesinin bilgisi ve kontrolleri dahilinde kullanabilir.

Alkol ile birlikte ürünü kullanabilir miyim?

Alkol ile birlikte ürünü kullanmamalısınız.

Ürünü tavsiye edilen miktarından daha fazla kullanabilir miyim?

Ürünün kullanım talimatı ambalajında yer almaktadır. Tavsiye edilen miktarın üzerine çıkmamalısınız.

Siparişin kargo ücreti bize mi ait?

Kargo ücreti paket sayısına göre değişmektedir. Kargo ücretini vermiş olduğunuz siparişte görebilirsiniz.

Ürünü sipariş ettim. Kaç gün içinde bana ulaşır?

Sipariş verdikten sonra stoklara göre 1-3 iş günü içerisinde elinize ulaşacaktır.

Yurt dışından sipariş verebilir miyim?

Evet. Tüm dünyaya gönderimimiz mevcuttur.
Posted on Leave a comment

Çay içmek diş çürümesini engelliyor iddiası!

Çay içmek diş çürümesini engelliyor iddiası!

Çay diş çürümesini engelliyor

Çay içmek diş çürümesini engelliyor iddiası! Plusdent Diş Kliniği Diş Hekimi Onur Öztürk yapılan son araştırmalara göre çayın ağız hijyenini bozan zararlı bakterilerle savaşarak dişeti hastalıkları ve çürüğün oluşumunu azalttığını belirtti.“Siyah çayın içinde bulunan bileşenler diş üzerindeki gıda artıklarında asit üretimini ve bakterilerin çoğalmasını yavaşlatırlar. Aynı zamanda gıda artıklarının dişin üzerine yapışmasına sebep olan bakteriyel enzim glukosiltransferaz’ın etkisini yavaşlatıp, ağız hijyeninin korunması kolaylaştırırlar. Ancak daha sağlıklı olduğu düşünüldüğü için tercih edilen bitki çayları fazla asit içermesinden dolayı diş minesine zarar verebilir. Bunun için bitki çayı alırken pH seviyesine dikkat edilmesi gerekir. Bitki çayı alırken pH değeri yüksek olan çaylar tercih edilmeli.”

 

Şeker ve asit içeren içeceklerin diş minesinde tahribata ve çürüklere neden olduğunu belirten Diş Hekimi Onur Öztürk bu tür içeceklerden mümkün oldukça uzak durmanın ağız ve diş sağlığı açısından yararlı olduğunu belirtiyor ve dişler için en mükemmel içeceğin ise su olduğunun altını çiziyor. Bütün bunların yanı sıra ağız hijyenini sağlamak ve plak oluşumunu önlemenin asıl yolunun düzenli diş fırçalamak ve diş ipi kullanımı olduğunu belirten Öztürk bunların sadece yan etkenler olduğunun da altını çiziyor.

Ayrıca şekersiz olarak içilen sütün de dişler için oldukça yararlı olduğunu belirten Öztürk sütte bulunan kalsiyum maddesinin ayrıca kemikleri ve dişleri güçlendirdiğini ve özellikle çocukların içmesi gerektiğini vurguluyor.

Posted on Leave a comment

Obezite ve uyku apnesi

Obezite ve uyku apnesi

Obezite  uyku apnesi

Obezite ve uyku apnesi

Obezite hakkında sayfalar dolusu yazı yazılsa da, hiç durmadan saatlerce konuşsak da bu konuda söylenmesi gerekenler bitmiyor. Diğer taraftan tüm bu söylemler ve korkutucu araştırma sonuçlarına rağmen obezite, durdurulamayan bir hızla tüm dünyada artmaya devam ediyor.

Araştırma sonuçları obeziteyle bağlantılı birçok hastalık olduğunu net olarak kanıtladı. Obezite sigaradan daha tehlikeli!

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki obez çocukların şahdamarı duvarları, orta yaşlardaki bir yetişkininki kadar kalın. Obezite dünyada en hızlı yayılan hastalıklardan birisidir, sigaranın neden olduğu ölümlerin ardından ikinci sırada yer almaktadır. Her yıl 300 bin insan obezite nedeniyle hayatını kaybediyor.

Araştırmalar ve sonuçları

Bugün uyku apnesi ve obezite ile ilgili bazı araştırma sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine (Amerikan Solunum ve Ağır Hasta Bakım Hekimliği Dergisi) şubat ayında yayımlanan raporunda nefes almada düzensizlik, insanların kilolarına önem vermemesi gibi durumları genel olarak insülin rezistansı, devam eden karaciğer hastalıkları ve aktif olmayan bir hayat tarzı ile ilişkilendirildi.

-Johns Hopkins Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada insülin rezistansı ile uyku apnesi (uyku sırasında nefesteki düzensizlikler) arasında güçlü bir bağlantı olduğu bulundu. Yapılan araştırma gösteriyor ki uyku apnesi, tip 2 diyabet için yatkınlığı artıran çeşitli durumlardan etkileniyor. Tip 2 diyabete yatkın olanlar, apne sorununa da yatkın olabiliyor.

-Johns Hopkins’te yapılan bir başka çalışmada ise uyku sırasında sürekli meydana gelen oksijen eksikliği ile orantılı olarak karaciğer sorunları da görülebiliyor. Aynı raporda Johns Hopkins Astım ve Alerji Merkezi’nden baş araştırmacı Dr. Vsevolod Y. Polotsky, “Aşırı obezitenin karaciğer hastalığının gelişiminde ilk rolü oynadığını düşünüyoruz. Kronik tekrarlayıcı oksijen eksikliği ise ikinci vuruşu yapıyor. Uyku apnesi ciddi obezitesi olan hastaların karaciğerlerinde oksidatif strese neden olarak daha fazla inflamasyona yol açıyor olabilir” diyor.

-Üçüncü bir çalışma ise gün içerisinde aşırı oturmanın veya ayakta durmanın uyku sırasında bacaklarda sıvı yer değişimine neden olduğunu, bunun da uyku apnesinin gelişiminde rolü olabileceğini ortaya çıkardı.
İnsanlar uyumak için yattıkları zaman gün içerisinde bacakta toplanmış olan sıvı, vücudun üst kısmına geri dağıtılır. Bu durumda da dağılan sıvının bir kısmı boyuna ulaşarak kişiyi üst solunum yollarının daralmasına eğilimli hale getirebilir.

Obezitenin her organa zararı dokunuyor

Ruh hali: Depresyon ve kendini beğenmeme.
Beyin: Beyindeki basıncı artırıp baş ağrısı ve çift görüşe neden olur.
Ciğerler: Uyku apnesi, astım, nefes almada zorluk, kesik kesik nefes alma problemi.
Sİndİrİm sİstemi: Reflü, kabızlık, safra taşları, karaciğer yağlanması.
Kemİk ve eklemlerde: Ayaklar, dizler, kalça ve sırtta ağrılar, kalça çıkığı.
Tip 2 dİyabet: Vücudun yeterli insülin üretememe veya kullanamama durumu.
Erken ergenlİk dönemi: Polikistik over sendromu, menstürasyonun siklusundaki düzensizlikler ve çene, göğüs, karın çevresinde meydana gelen aşırı kıllanma.
Kalp ve kan damarları: Yüksek LDL (kötü) kolesterol, düşük HDL (iyi) kolesterol, yüksek trigliserid seviyesi, yüksek kan basıncı, kanın pıhtılaşmasında anormallik, damarlara zarar veren kronik inflamasyon.

KİM OBEZDİR?
Bir kişiye obez denilebilmesi için, beden kitle indeksinin 30’un üzerinde olması gereklidir. Beden kitle indeksi, kişinin ağırlığının boyunun metre cinsinden karesine bölünmesi ile elde edilen değerdir. Bu değer 18.5 – 24.9 olduğunda normal, 25 – 29.9 olduğunda kilolu, 30 ve üzeri olduğunda obez, 40 üzerinde morbid obez olarak gruplandırılır.Obezite ve uyku apnesi

ÖZET OLARAK:
Bu araştırmalardan hareketle uyku apnesi olan kişi eğer kilolu ise mutlaka kilo vermesi gerek.
Diğer taraftan uyku apnesi olup da kilolu olmayan bireyler için de egzersiz son derece önemli. Çünkü hareketsiz yaşam, bacaklarda sıvı toplanmasını ve uyku apnesi eğilimini artırıyor.Obezite ve uyku apnesi

Posted on Leave a comment

Zayıflamanın kolay yolu

Zayıflamak

Zayıflamanın kolay yolu İstiyorum ama bir türlü kilo veremiyorum diyenlerdenseniz bu öneriler sizin için…ve mükemmel bir şekilde göbek eritin göbek eritmek için mutlaka dikkat edilmesi lazım

 

Eğer diyet yapıyorsanız ve beslenme şeklinizi salata, ızgara ve diyet ürünler ile sınırladığınız, ekmek yemeği azalttığınız halde hala kilo veremiyor iseniz yanlış yoldasınız demektir!

Aşağıdaki basit öneriler ile hayat tarzınızda değişiklikler yaparak zayıflayabilirsiniz.  

* Ayakta durarak ya da yürüyüş yaparak daha fazla zaman geçirin.* Ev ya da bahçe işlerinize daha fazla zaman ayırın.

* Bir şey getirip götürmek başkalarını aracı olarak kullanmayın.

* Telefon ile konuşurken ayakta durun.

* Merdivenleri bir kaç kalori yakma fırsatı olarak kabul edin ve kullanın.

* Hergün yarım saat daha az televizyon izlemeye çalışın.

* Kısa mesafeler için araba kullanmayın. Markete gittiğiniz zaman en uzak köşeye park edin.

* Hergün düzenli yürüyüş yapın. Hafta sonlarınızı park yürüyüşleri ve bisiklet gezileri yaparak geçirin.

* Fırsat buldukça dans edin.

* İzlemekten zevk aldığınız bir spora başlayın.

* Ev işi yaparken, odanızı toplarken hareketli müzikler dinleyin.

* Öğün atlamayın. Sabah kalktığınız zaman göreceğiniz bir yere “kahvaltı yap” yazılı bir kağıt asın.
Kahvaltınızı akşamdan hazırlayın. Kahvaltı yapmadığınız zaman hissettiklerinizi bir kağıda yazın.

* Tatlı yemek istediğiniz zaman bir bardak su için ya da 100`e kadar sayın. Tatlı yemeye başlarsanız 15 kez derin nefes alın.

* Canınız yemek istediğinde kendinizi ince ve zayıflamış olarak hayal edin

 

Posted on Leave a comment

Yavaş çiğne formda kal

Yavaş Yemek

Yavaş çiğne formda kal Aynaya bakınca birkaç beden daha zayıf olmayı hayal ediyor ancak bir yandan beş çayındaki pastaları düşünüyorsunuz. İçinizdeki dost, zayıflamanız gerektiğini fısıldarken midenizdeki düşman ses ise tatlının, böreğin, makarnanın ne kadar lezzetli olduğunu haykırıyor. Yeme dürtünüze bir türlü söz geçiremiyor, her geçen gün kilo alıyorsunuz. İşte, bu mutsuz hikayenin baş kahramanları da artık sağlıklı bir şekilde zayıflayıp hayallerine kavuşuyorlar. Zayıflamak isteği sadece estetik kaygıyla ortaya çıkmıyor. Fazla kilolar kalp hastalığından diyabete kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlıyor.

Hem midenize hem de beyninize söz geçirip fazla kilolardan kurtulmanın bilimsel bir yolu var. Kararlı olan, sabreden, bilime kulak verenler yeme dürtüsünü kontrol ediyor. Sağlıklı şekilde zayıflamak için düşmanları tanımak gerekiyor. Alışveriş alışkanlığından yemek pişirme yöntemlerine kadar birçok faktör kilo almayı etkiliyor.

Prof. Dr. Sema Akalın: Meyve, komposto yapılınca ya da tatlıya katılınca kalori küpüne dönüşüyor.

Marmara Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sema Akalın, hızlı yemek yiyenlerin neden daha fazla yemek istediğini şöyle açıklıyor: ‘Midemizden açlık merkezlerine giden yol biraz uzun. Çok hızlı bir şekilde yemek yendiğinde vücut genellikle doyma sinyalini, siz birçok şey yiyip bitirene kadar almıyor. Hızlı çiğneyip çabuk yutuyorsanız. Gıda geldi sinyalini vücut alıp yukarı iletene kadar çokça şey yeniyor.’

Şişmanlığın salgın şekilde yayıldığına dikkat çeken Akalın, ‘Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de obez sayısı artıyor. ABD’de neredeyse üç kişiden biri şişman kategorisine giriyor. Türkiye’de de özellikle kadınlarda bu oran yüksek’ diyor. Akalın, kilo artışını etkileyen faktörler hakkında şöyle bilgi veriyor: ‘Temel neden yaşam tarzımızda meydana gelen değişiklik. Çok hızlı yaşıyor, birçok işi bir arada yapmaya çalışıyoruz. Bu tempolu yaşam genelde sportif faaliyetleri, en azından yürümeyi bile içermiyor. Herkes çok kısa mesafelerde dahi arabayı tercih ediyor. Merdiven çıkma ise hemen hemen kayboldu. Aktivitedeki azalma metabolizma hızı yavaşlamış gibi algılanıyor. İşyerimizde bir masada, evde bir koltukta çok enerji harcamadan zaman geçiriyoruz. Hızlı yaşam nedeniyle birçok kişi öğün atlayarak besleniyor.’

Sema Akalın, azalan aktivitenin nasıl kilo olarak geri döndüğünü anlatıyor: ‘Fizik aktivite azalınca adalenin alınan gıda maddelerini yakması da çok güçleşiyor. Adale gıdaları yakamadığı zaman bu maddeler yağ olarak vücutta birikiyorlar.’

Kızarmış patateste 5 kat fazla kalori

Doyurucu olmayan, kalorisi yüksek gıdaların kilo artışında etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sema Akalın, sözlerini şöyle sürdürüyor: ‘Gıda ne kadar işlenirse kalorisi o kadar artıyor. Bir meyveyi komposto haline getirilmiş meyveyle ya da çeşitli tatlıların içine girince kıyasladığınzda kalorisi geometrik olarak artıyor. Kızarmış patatesin kalorisi haşlanmış patatase oranla yaklaşık beş misli daha fazla.’

Menopoz döneminde şişmanlık riski artar

Kadınlarda menopoz sonrası kilo probleminde artış olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sema Akalın, bu artışın nedeni hakkında bilgi veriyor:

‘Menopoza giren pek çok hasta eskiden olduğundan daha çok kilo tuttuğundan yakınabilir. İdeal kilolarında olanların bile yaşlandıkça bir miktar daha kilo aldıklarını biliyoruz. Yaşla birlikte çeşitli hormon düzeylerindeki değişiklik, büyüme hormonu düzeyinin düşmesi, yaşlandıkça kilo alımında etkili oluyor. Ama menopoz döneminde yumurtalıkların çalışmaması yağ dağılımında değişikliğe neden oluyor. Erkeklerde de yumurtalığın çalışmaması kilo artışını etkiliyor. Buna en iyi örnek, hadım edilmiş harem ağalarının göbeklerindeki yağlanmadır.’

Genetik faktörler bahanesine sığınma

Kilosundan şikayet eden birçok kişinin ortak savunması ‘Ailemizde herkesin kilo problemi var. Ben çok yemiyorum, genetik olarak kilo alıyorm.’ Prof. Dr. Sema Akalın, bu savunmanın her kilolu için geçerli olmayacağını belirterek şöyle konuşuyor:

‘Bazı şişmanlıklarda genetik faktörlerin çok etkili olduğunu görüyoruz. Ama bu bütün şişmanların nüfusuna bakıldığında çok azında önemli bir faktör gibi duruyor. Önemli hormonlardan biri olan ‘leptin’in eksikliğinde rastlanan şişmanlıklar var. Bu şişmanlıklar çok nadir görülüyor. Bu hastalardan iki tanesi ülkemizden dünya literatürüne girmiştir.’

Akalın, genleri suçlayarak zayıflamanın mümkün olamayacağını belirtip ‘Nadir görülen genetik şişmanlıkları bir kenara bırakırsak yapılması gereken yeme düzenimizi değiştirmek. İyice doymadan masadan kalkmak da kısır döngüye götürüyor. Yedikçe insülin salgımız artıyor, insülin salındıkça daha çok acıkıyoruz’ diyor.

Kendi kendinize obezite testi

Fazla kilolar, hem birçok hastalığa zemin hazırlıyor hem de başlı başına bir hastalık olarak karşmıza çıkıyor. Aşırı şişmanlık (obezite) 1994’te Dünya Sağlık Örgütü tarafından hastalık olarak tanımlandı. Uzmanlar, vücutta fazla yağın birikmesiyle ortaya çıkan obezitenin 21’inci yüzyılda önemli üç hastalıktan biri olacağını belirtiyor. Tüm dünyada kullanılan Beden Kitle İndeksi, vücut ağırlığının (kg olarak), boyun (metre olarak) karesine bölünmeyle hesaplanıyor. Çıkan değerlere göre kişiler şişmanlık riskini öğreniyor.

Örnek:

70 kg ağırlığında, boyu 1.60 m. olan birinin beden kitle indeksinin hesaplanması;

70 / 1.60 x 1.60 = 70 / 2.56 = 27.34 kg/metrekare

Rakamlarla obezite

Zayıf: 18.5 kg/metrekare altında
Normal kilolu: 18.5-25 kg/metrekare arasında
Fazla kilolu: 25-30 kg/metrekare arasında
Obez (Şişman): 30-40 kg/metrekare arasında
İleri derecede obez: 40 kg/metrekarenin üzerinde olanlar

—————-Dikkat!—————–

Beden Kitle İndeksi’nin 25 dolaylarında olması kilo açısından problemlerin olabileceğini işaret ediyor. 25-30 arasında olanların hemen harekete geçmesi gerekiyor. 30 ve üzerindeki Beden Kitle İndeksi kişinin hasta olduğunu gösteriyor.

Bu değerlerin yaş ve cinsiyetten bağımsız olduğu biliniyor. Uzmanlar, Beden Kitle İndeksi’nin çocuklarda, hamile kadınlarda ve çok adaleli kişilerde doğru sonuç vermeyeceğini dikkat çekerek kullanılmaması gerektiğini belirtiyor.

 

Posted on Leave a comment

Ağız tadınız bozulmasın

Ağız tadınız bozulmasın

Ağız tadınız bozulmasın  Lezzet aynı zamanda farklı besin öğeleri içeren çeşitli besinlerden yememizi teşvik ederek beslenmemize de önemli katkı sağlar. Ancak damak tadı çok gelişmiş bireyler, bazen iştah canavarına yenik düşüp kilo problemi ile baş başa kalabiliyor.

Tat alma duyusu azalabilir

 

Bazı durumlarda tat alma duygusu azalır. Tüm yiyecekler lezzetsiz gelir, iştah bu durumdan olumsuz etkilenir. Birey hiçbir şey yemek istemez çok küçük miktarlarda yemek yemek yeterli hale gelir. Antibiyotikler, kemoterapi ilaçları ve sigara tat duyumuzu etkilemektedir.

Ayrıca dişle ilgili ameliyatlar veya baş ve boyun kanserleri için radyasyon terapisi uygulandığı durumlarda da tat duyusu azalabilir. Buna ek olarak sinir sistemini etkileyen diğer hastalıklar özellikle Alzheimer ve parkinson hastalığında tat duyusu olumsuz etkilenir. Yediğiniz yemeklerinin tadını alamamak kötü bir duygu olsa gerek. Yukarıda sayılan durumlardan bağımsız olarak yaşlandıkça da tat alma duyumuz maalesef azalıyor.

Tat alma duyumuz nasıl çalışır?

Yiyecek ve içecekler ağızda dişler yardımıyla mekanik parçalanmaya uğradıklarında küçük moleküllere ayrılır ve böylece burnumuzda, ağzımızda ve boğazımızdaki sinir hücrelerini harekete geçirirler. Daha sonra bu hücreler tadını aldıklarımızın tatlı mı, ekşi mi, acı mı, tuzlu ya da baharatlı mı olduğuna dair beynimize mesaj gönderirler.
Tat hücreleri, ağızda, dilde ve boğazda bulunan tat tomurcuklarında toplanmıştır. Örneğin; dilde bulunan bu küçük pütürcükler tat tomurcukları içerir.

Yiyeceklerdeki “tat” sadece lezzete bağlı değil aynı zamanda dokusuna, ısı derecesine (sıcak kahve ile soğuk kahve arasında tat farkı vardır) ve kokusuna da bağlıdır. Örnek verilecek olursa, eğer burnunuzu tıkayıp bir parça çikolata tüketecek olursanız, tadının tatlı ya da acı olduğunu ayırt edebilirsiniz. Ancak tam olarak lezzetini ulaşamazsınız.
Beslenme yetersizlikleri de tat alma duyusunu azaltabilir. Bunun için dengeli beslenmeye de gereken önem verilmelidir.

ADIMLARINIZI SAYIN

Pedometre (adımsayar) kullanmak fiziksel aktiviteyi artırarak sağlığı geliştirici rol oynuyor. 2246 kişinin katılımıyla yapılan ve yüzde 85’inin kadın olduğu bir çalışmada başlangıca göre pedometre kullanıcıları fiziksel aktivitelerini yüzde 26,9 oranında artırmıştır. Önemli olan ve hedeflenen, fiziksel aktivitedeki artışı günlük 10 bin adım seviyesine ulaştırmak olmalıdır. Ayrıca bu katılımcıların sistolik kan basınçlarında da 1,7- 5,9 mmHg seviyesinde azalma olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda pedometrenin fiziksel aktiviteyi önemli derecede artırdığı, beden kitle indeksini ve kan basıncını düşürmede yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır. Günlük hareket seviyenizi ölçmek ve artırmak için bu yöntemi deneyebilirsiniz…

Tat duyusu ile ilgili bazı besin öğeleri
Folik asit veya folat
Kuru baklagillerde ve sebzelerde özellikle yeşil yapraklılarda bol miktarda bulunur. Vücutta yeni hücrelerin oluşumuna yardımcı olur.
Bu vitaminin yetersizliğinde dil düz ve kıpkırmızı olur, ayrıca  tat duyusunda azalmalar meydana gelir.

B 12 Vitamini
Sadece hayvansal besinlerde (kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, süt gibi) bulunur. Folik asidin metabolizmasında kullanılır. Bu nedenle genelde herhangi birindeki eksiklik diğerinin de eksik olduğunun göstergesi kabul edilebilir. Eksikliğinde, tat duyusunu beyne taşıyan sinir hücreleri etkilenir. Mikrodalga fırında pişirmenin B 12 vitaminini tahrip ettiği düşünülmektedir, bu yüzden diğer pişirme yöntemleri tercih edilebilir.

Tiamin (B1 Vitamini)
En iyi kaynağı tam tahıl veya zenginleştirilmiş tahıl ürünleridir. Aynı zamanda et ve balıkta da bulunur. Sinir hücreleri  arasında özel bir konuma  sahiptir. Eksikliğinde normal tat duyuları zarar görür.

Çinko
Deniz ürünleri, etler, kuru baklagiller, badem, ceviz kaynakları arasındadır. Vücutta birçok prosesi destekler. Özellikle tadın algılanmasını sağlar. Eksikliğinde tat duyusunda ve iştahta değişimler meydana gelir.

Posted on Leave a comment

Diyetsiz Zayıflayın

Öğün atlamamaya çalışın. Günde 3 mütevazı öğün yemek yiyin ve aralarda acıkırsanız, taze meyve gibi sağlıklı atıştırmalar yapın! Şok diyetler yapmak veya

 öğün atlamak, kilo verip, bu kiloyu korumanın iyi birer yolu olmayacaktır.

* Bol meyve ve sebze tüketin. Günde toplam en az 5 porsiyon tüketin. Bir porsiyon, 2-3 kaşık sebze, bir adet meyve (mesela bir muz) veya 2-3 adet küçük boy meyve (örneğin erik), 1 küçük kâse meyve salatası veya bir bardak taze sıkılmış meyve suyuna denktir. Bunlar, size fazla kalori yükü yapmadan tok tutacak besinlerdir.

* Her öğünde nişastalı besinler yiyin. Lif açısından zengin olan tam buğday ekmeği, kabuğu soyulmamış patates, tam buğday, pirinç ve makarnaları tercih edin.

* Daha az hayvansal (doymuş) yağ tüketin. İnce kesilmiş et dilimlerini tercih edin. Etten, görebildiğiniz yağları ve tavuğun derisini ayırın. Daha az bisküvi, pastane ürünü ve kek tüketin.

* Doymamış yağ oranı yüksek yağları kullanmaya özen gösterin. Yemek pişirirken, katı yağlar yerine ayçiçeği yağı, mısırözü veya zeytinyağı gibi bitkisel yağları tercih edin. Bu yağları ayrıca salatalarınıza sos olarak da kullanabilirsiniz.

* Yağsız veya yarım yağlı süt, az yağlı yoğurt ve az yağlı peynir gibi, düşük yağ içeren günlük ürünleri tercih edin.

* Düzenli olarak balık yiyin. Haftada en az bir kez yağlı balık (örneğin somon, sardalye ya da ton balığı konservesi şeklinde de olabilir) tüketmeye özen gösterin.

* Bol bol sıvı, özellikle de su için. Ucuzdur, kalorisizdir ve midenize doluluk hissi verir! Günlük hedefiniz 6-8 bardak olsun.

* Ne kadar alkol tükettiğinize dikkat edin. Alkollü içecekler çok kalorilidir ve şişmanlatıcı yiyeceklere olan iştahınızı arttırır. Ayrıca, çok içtiğiniz zaman artık ne yediğinizi düşünemeyecek hale gelebilirsiniz!

Posted on Leave a comment

Zayıflamanın kolay yolu

İstiyorum ama bir türlü kilo veremiyorum diyenlerdenseniz bu öneriler sizin için…ve mükemmel bir şekilde göbek eritin göbek eritmek için mutlaka dikkat

edilmesi lazım
Eğer diyet yapıyorsanız ve beslenme şeklinizi salata, ızgara ve diyet ürünler ile sınırladığınız, ekmek yemeği azalttığınız halde hala kilo veremiyor iseniz yanlış yoldasınız demektir!   
Aşağıdaki basit öneriler ile hayat tarzınızda değişiklikler yaparak zayıflayabilirsiniz.  
          
* Ayakta durarak ya da yürüyüş yaparak daha fazla zaman geçirin.

* Ev ya da bahçe işlerinize daha fazla zaman ayırın.

* Bir şey getirip götürmek başkalarını aracı olarak kullanmayın.          

* Telefon ile konuşurken ayakta durun.        

* Merdivenleri bir kaç kalori yakma fırsatı olarak kabul edin ve kullanın.                     

* Hergün yarım saat daha az televizyon izlemeye çalışın.                

* Kısa mesafeler için araba kullanmayın. Markete gittiğiniz zaman en uzak köşeye park edin.

* Hergün düzenli yürüyüş yapın. Hafta sonlarınızı park yürüyüşleri ve bisiklet gezileri yaparak geçirin.

* Fırsat buldukça dans edin.

* İzlemekten zevk aldığınız bir spora başlayın.

* Ev işi yaparken, odanızı toplarken hareketli müzikler dinleyin.

* Öğün atlamayın. Sabah kalktığınız zaman göreceğiniz bir yere “kahvaltı yap” yazılı bir kağıt asın.
Kahvaltınızı akşamdan hazırlayın. Kahvaltı yapmadığınız zaman hissettiklerinizi bir kağıda yazın.

* Tatlı yemek istediğiniz zaman bir bardak su için ya da 100`e kadar sayın. Tatlı yemeye başlarsanız 15 kez derin nefes alın.

* Canınız yemek istediğinde kendinizi ince ve zayıflamış olarak hayal edin

Posted on Leave a comment

Vücuttaki en hassas 7 nokta

Ciddi olarak hastalanmadan önce, vücudumuz değişimlere uğramaya başlar. Biz hissetmeden birbiri ardına oluşan zincirleme reaksiyonlar 10 yıl sonra sona

 erdiğinde, en zayıf noktamızdan hastalık olarak ortaya çıkarlar. Osteoporoz, diyabet, kalp krizi ya da kanserler işte bu sessiz değişimlerin sonucudur. Geri dönüp bakıldığında bu sonulların 7 hastalık merkezli olduğunu söyleyen Berlin Spor Yüksek Okulu profesörlerinden Dr. Froböse’ye göre; vücudun bozulan zehir arıtma düzeneği ya da evcilleştirilmemiş stres, zaman ayarlı bomba gibidir. Önemli olan bu sorunların farkına varılıp durdurulmasıdır.

Posted on Leave a comment

Diyet obez de yapar diyabet de yapar

Daha az yağ tüketmek kolesterolü düşürüyor ama gizli gizli şeker hastalığına neden oluyor. Metropollerde yaşam o kadar hızlı akıyor ki; özellikle çalışan kesim düzenli yemek için kendine zaman yaratamıyor. Kimi sabah kahvaltı alışkanlığından yoksun, kimi öğle yemeklerini fast food ile geçiştiriyor.

Akşam yemekleri ise mikrodalgada ısıtılan yemeklerle tamamlanıyor. İşte bu düzensiz beslenme nedeniyle ani kilo artışları meydana geliyor. Bu da; ya obezite tehlikesini ortaya çıkarıyor ya da şeker hastalığının beraberinde başka hastalıkları.

Geo dergisinin ‘Diyetler Neden Şişmanlatır’ başlıklı haberde de buna ilişkin ilginç göstergeler yer alıyor. Kilodaki şiddetli iniş-çıkışların sağlık için risk oluşturduğu, araştırmalarla kanıtlamış durumda.

Belirli ölçüler içinde zayıf olmak kuşkusuz sağlıklı ama zayıflamak ille de sağlıklıdır diye bir şey yok. Çünkü diyetlerin bir yığın yan etkisi olabiliyor. Bunlar arasında vitamin ve besin eksikliği, ruhsal değişiklikler, dolaşım bozuklukları, doğurganlığın azalması, hatta aşırı durumlarda safra kesesi taşları, osteoporoz ya da kalp ritim bozuklukları sayılabilir…

Obezler de diyabet adayı

Bunun yanı sıra, yüksek tansiyon yüksek kolesterol değerleri gibi belirgin bireysel risk faktörünün bulunması ya da kan şekeri değerlerinin yüksek olması durumunda zayıflamak mantıklı sayılıyor… Genetik risk taşıyan, yani ebeveyninden ya da kardeşlerinden biri diyabetli olan her fazla kilolu için geçerlidir bu.

Obezler, diyabet adaylarıdır. Ama taşıdıkları risk; her dört kiloluk kayıpta yarıya iner. Ancak diyetlerin gerçekten de uzun vadede kilolara ve sağlık risklerine karşı yarar sağlayıp sağlamadığı kuşku götürür…
University of Pennsylvania’da beslenme bozuklukları uzmanı olarak çalışan Thomas Wadden’ın, 1966-2003 arasında ortaya çıkan diyet programlarıyla ilgili yaptığı 108 incelemede, yalnızca 10 diyet programı bilimsel standarda uygun, ciddiye alınabilecek başarı oranı kontrolüne tabi tutulmuştu. Bunlar arasında en başarılı olan ‘Weight Watchers’ diyetiydi. Ancak onun da ancak kısıtlı bir etkisi vardı…

Bu etki de, böyle bir diyetin bitiminden iki yıl sonra katılımcıların ortalama yüzde 3.1 oranında kilo kaybetmiş olmalarıydı. Geri kalan diyetler daha da az başarı sağladı. Hemen tüm programlarda katılımcılar ilk yıl, önceden verdikleri kilonun üçte birini yine aldılar!

İkinci yıl ise üçte ikilik arayı da kapadılar. Wadden, katılımcıların beş yıl içinde başladıkları noktaya geri döndüklerini söylüyor… Bu araştırma sonunda Wadden, diyet endüstrisini zayıflama yöntemlerinde asgari standardı garantileyecek bir kodeks için ikna etmeye çalıştı, ancak bu çaba sonuç vermedi.

Fazla kilo korkusu, bir süre sonra hayatımıza bitkisel yağları soktu. Ancak sonunda onlar da, (bu iddia için hiçbir kesin kanıt bulunmasa da) kalp hastalığına yol açmakla suçlandı. Oysa sonraları araştırmacılar, bitkisel yağların, damar duvarlarının korunmasına ve esnek kalmasına katkıda bulunduğunu keşfetti. Ancak, o dönem bu konuyla ilgili yapılan açıklamanın, daha geniş kitleleri etkilemek amacıyla kısaltıldığı yolunda söylentiler var. Verilen mesaj da şuydu: ‘Yağ kötüdür!’

Bunun üzerine Amerikan Sağlık Birliği, günlük enerji alımında yüzde 40’ı aşan yağ oranının yüzde 30’la sınırlandırılmasını ve bunun yerine makarna ve patates gibi karbonhidrat bakımından zengin besin maddelerinin daha çok yenmesini ısrarla tavsiye etti.
Çok geçmeden bu tavsiyelerin de tehlikelerle dolu olduğu ortaya çıktı. Çünkü 1990’ların başlarında yeni araştırmalar gösterdi ki; yağın daha az tüketilmesi kolesterol oranını düşürüyordu ama kanda kolesterol taşıyan moleküllerin oranı düşmüyordu. Aynı zamanda artan karbonhidrat tüketimi, kanda bulunan ve kalp riskini artıran trigliseritlerin oranını da yükseltiyordu.

Beyaz un glikoza döner

Düşük yağ tüketimi teorisi, diğer taraftan da topa tutuldu… Bunun nedeni ise 90’lardan sonra sanayileşmiş ülkelerde şeker hastalarının sayısının artması oldu. Önceleri sağlıklı olduğu gerekçesiyle önerilen karbonhidratlar, bunda belirleyici role sahip. Çünkü beyaz un ve şeker kanda hızla glikoza dönüşüyor. Bu da; pankreası, şekeri hücrelere iletmesi için insülin üretmeye teşvik ediyor… Kanda dolaşmaya devam eden şeker, pankreasın daha çok insülin üretmesini sağlıyor. Ve sonuçta, kalp ve damar duvarları zarar görüyor.

Ne var ki bugün birçok beslenme uzmanı, karbonhidratları belli bir miktarda gıda maddesinin kan şekeri oranı üzerindeki etkisini tanımlayan glisemik endekse göre değerlendiriyor. Düşük glisemik endeksli gıda maddelerini destekleyen diyetlerin başında ise Gliks, South Beach, Montignac ya da Logi diyeti geliyor.

Yağ ve karbonhidratların rolü konusunda yaşanan fikir ayrılıkları ise şunu ortaya koyuyor: Beslenmenin tarihi, sürekli düzeltmelere tabi tutulan teoremler ve yarım yamalak bilgiler içeren, genelinde mantıksız olduğu sonradan belirlenen bir kurallar silsilesidir

Posted on Leave a comment

DİYET LİFLER VE BESLENMEDEKİ ÖNEMLERİ

Giderek daha fazla yiyeceğimizin işlemden geçirilip posasından arındırıldığı günümüzde, tıp, “lif mucizesi” nin farkına vardı. Lifler, kendilerine, sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme tavsiyelerinin en tepelerinde yer bulmaya başladı. Midede doygunluk hissi meydana getirmesi, üstelik hemen hemen hiç kalori vermediği de düşünülünce, zayıflamak isteyenler için, lifi seçkin bir araç haline getirir. Ayrıca mide boşalmasını geciktirmesi,

karbonhidratların da daha uzun bir sürede emilmelerine; bu da insülin alınımının daha kontrollü olmasına yardımcı olur. Bu durum, şeker hastaları kadar, zayıflamak isteyenler için de caziptir. Ama liflerin cazibesini en fazla artıran şey, LDL dediğimiz, damar sertliği ve kalp hastalığına yol açan kolesterolü azaltmasıdır. Özellikle suda çözünen lifler, barsaktaki safra asitlerine bağlanıp bunları devre dışı bırakırlar.

Lifler diyetteki bitki materyallerinin endogenous bileşenleri olup insanlar tarafından sindirim sisteminde üretilen enzimlerin parçalamasına karşı dirençlidirler. Basitçe ifade edilirse, diyet lif selüloz, hemiselülöz, pektin ve lignin içerir. Bitkilerin diğer sindirilemeyen bileşikleri bitkilerin hücre duvarlarında bulunmaktadır. Guar gum, keçi boynuzu çekirdeği zamkı, yulaf zamkı ve pektin önemli oranda total ve LDL kolestrolu azaltmaktadır. Çözünebilir lif kalın bağırsaktaki fermantasyonu ve kısa zincirli yağ asitlerinin miktarını arttırır. Sistemde biriken tuzların uzaklaşmasına yardımcı olur ve kolestrol üretimini engeller. Çözünemez diyet lifin fazla miktarda alımının en önemli faydası artan bağırsak boşalmasının bir sonucu olarak rahatlık hissinin oluşmasıdır.

Çözünemez diyet lifler yüksek su tutma kapasitesine sahiptir. Bu da daha yumuşak dışkı oluşumunu sağlar ve sistemden daha hızlı bir geçiş gerçekleşir. Daha yumuşak dışkı boşaltım için gerekli olan basıncın düşmesini sağlar. Böylece daha az kabızlık, diverticular hastalık, varisli damarlar, basur, fıtık, apandisit ve toplar damar iltihabı gibi hastalıklar görülür. Yaklaşık 2 milyon kişi üzerinde yapılan bir araştırmada gıdalardan toplam lif alımı yaklaşık iki kat arttırıldığında colorectal kanser riskinin yaklaşık % 40 azaldığı belirtilmiştir. Lif kullanımının hiatus (aralık) fıtığını engellediği de ileri sürülmektedir.

Diyet lif tüketmenin yollarından biri diyet lif içeriği yüksek olan kepeği ayrılmamış hububat, baklagil, meyve ve sebzeleri doğal olarak tüketmek; bir diğeri ise lif içeriği arttırılmış, kullanıma daha uygun hale getirilmiş veya doğal kaynaklardan farklı bir formda lifçe zengin işlenmiş gıdalar geliştirmektir.

Yapılan çalışmalardan da görüldüğü gibi ABD ve Avrupa’nın değişik bölgelerinde ve diğer gelişmiş ülkelerde lifli gıdalara karşı aşırı bir yönelme vardır. Bu amaçla değişik bitkisel kaynaklı lifler ekstrakte edilerek günlük tüketilen belirli gıdalara ilave edilmektedir. Türkiye’de ise henüz bu konu üzerinde ayrıntılı olarak durulmamış ve diyet lif üretimi ile ilgili ayrıntılı çalışmalar yapılmamıştır. Çalışmalar daha çok diyet liflerin faydaları üzerine ve diyetlerde kullanımı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bazı diyet lif içeren gıdaların üretiminde de gerekli materyaller yurt dışından getirilmektedir.

Türkiye’nin önemli bir tarım potansiyeline sahip olması nedeniyle diyet lif kaynakları bakımından da zengin bir ülkedir. Hatta Türkiye’deki gıda işletmelerinin üretim artıkları en önemli diyet lif kaynaklarını oluşturmaktadır. Tahıl işletmeleri (buğday, çavdar,yulaf ve pirinç), malt işletmeleri, çay işletmeleri, tahin (susam) işletmeleri, bitkisel yağ (soya, ayçiçeği, mısır ve fındık) işletmeleri artıkları bu lif kaynakları arasında yer almaktadır. Sanayi işletmeleri artıkları yanında Türkiye’de yetişen ve önemli miktarlarda lif içeren bazı önemli bitkiler de lif üretimi için kullanılabilir (sinirli ot, keçi boynuzu ve Trabzon hurması gibi). Bu üretilen liflerin değişik gıdalarda özellikle de mükemmele yakın gıda olan süt ve süt ürünlerinde kullanılması toplumumuzun yeterli beslenmesi yanında sağlıklı beslenmesine de önemli katkıda bulunacaktır.

Lif üretiminin diyet ürün, lif ihtiyacını karşılamak, diyabetik ve obez kişilerin rahatça tüketebilecekleri kaynaklar oluşturmak, fonksiyonel özelliklere sahip ürünlerin tüketimini özendirmek, süt ürünlerine olan talebi arttırmak gibi faydaları söz konusudur. Gıda sanayi artıklarının kullanımı ile atıl kaynakların değerlendirilmesini sağlamak, gıda sanayinin gelişmesine katkıda bulunmak, hızla gelişen diyet gıda pazarında ithal olarak görülen gıdalar ile rekabet edebilecek ürünler üretip ülke ekonomisi açısından döviz kayıplarını önleyip, gelir sağlamak, bilinen süt ürünlerine değişik lif kaynakları ilave ederek yeni ürünler geliştirmek ve bu ürünlerle ilgili olarak patent hakkı elde etmek, üretim hacmini artırarak yeni ürün ve sektörlerin gelişmesini sağlayarak iş imkanlarını arttırmak gibi ekonomik yönden faydaları vardır

Posted on Leave a comment

Diyet sağlıklı olsun!

Son zamanlarda bir çok diyet çeşidi çıktı ama bunların ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır. Zayıflamak isterken sağlığınızdan olmayın, sağlıklı zayıflayın.
Özel sağlık sorunları nedeniyle tedavi amaçlı bir diyete ihtiyacı olan insanlar hariç olmak üzere, en iyi genel diyet planı basitçe şöyle dile getirilebilir: Meyva, sebze ve hububattan gelen karbonhidratlar; et, balık, yumurta ve süt ürünleri gibi protein içeren gıdalar dahil olmak üzere çok çeşitli yiyecekler yiyin. Vitaminler ve mineraller hemen hemen yediğimiz gıdaların hepsinde vardır.

– Diyetinizdeki her tür yağ miktarını azaltın. Ortalama olarak günlük kalorinin neredeyse yüzde 40’ını yağlardan aldığımız tahmin edilmektedir. Bir kişinin toplam yağ tüketimini günlük kalori tüketiminin yüzde 30’una indirme hedefi makuldür. Doymuş yağ tüketimi günlük kalorinin yüzde 10’una düşürülmelidir ve kolesterol tüketimi günde 300 ml’den az olmalıdır. Birçok insan için, yağ oranı yüksek bir diyet, çeşitli sağlık sorunlarına yol açan şişmanlığa neden olmaktadır. Ailesinde kalp rahatsızlıkları ve yüksek tansiyon bulunan insanlar, yağ oranı yüksek bir diyet uygularlarsa, özellikle risk altında olabilirler.

Diyet ve egzersizler arzu edilir bir vücut ağırlığına ulaşın ve onu koruyun. Şişmanlık, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve koroner kalp hastalığı dahil olmak üzere, birçok hastalığın tedavisini güçleştiren önemli bir etkendir.

– Diyetinizde karmaşık karbonhidrat ve lif miktarını arttırın. Pek çok kişi kalorilerinin çok az bir kısmını karmaşık karbonhidratlardan alma eğilimindedir. Günlük kalorimizin yüzde 50 ilâ 55 ini karbonhidratlardan (meyvalar, sebzeler ve tahıl) alarak, bazı vitaminlerin, minerallerin ve lifin tüketimini arttırırken, yağ tüketimini azaltabiliriz. Günde beş porsiyon ya da daha fazla, meyva ve sebze özel likle yeşil yapraklılar, san sebzeler ve turunçgiller yemeye çalışın. Günde altı porsiyon ya da daha fazla, ekmek, baklagiller ve tahıllar dahil olmak üzere karmaşık karbonhidratlar yiyin. Liften zengin bir diyet, gıda ların sindirilmesinde ve özümsenmesinde önemli bir rol oynar.

– Uygun miktarlarda protein yiyin. Diyetimiz çoğunlukla, özellikle hayvansal proteinler olmak üzere çok fazla protein içermektedir. Ayrıca aldığınız protein miktarını azaltırsanız, yağ tüketiminizin de düştüğünü farkedebilirsiniz, çünkü alınan yağın büyük kısmı, özellikle kolesterol, hayvani ürünlerde bulunmaktadır. Ama et yemeyi bırakmayın; yalnızca daha az yiyin.

– Sodyum oranı görece düşük gıdaları seçin ve yemeklerinize pişirirken ve masada ektiğiniz tuzun miktarını sınırlayın. Pek çok insan ihtiyacından fazla tuz tüketmektedir. Çoğu insan için, sodyum seviyeleri hiçbir zaman bir sağlık sorununa yolaçmayabilir, ama diyeti nizdeki fazla tuzu düşürmek yine de iyi bir fikirdir. Ailenizde yüksek tansiyon varsa ya da sodyuma duyarlılığınız varsa, diyetinizde tuzu kısıtlamak daha da önemlidir.

– İçki içiyorsanız, alkol tüketiminizi günde bir ya da iki kadehe indirin. Hamileyseniz, hiç içmeyin .

– Kadınların ve ergenlik çağındaki kızların diyetlerinde daha fazla kalsiyum ve demire ihtiyaç vardır. Kadınların ve genç kızların çoğu sağlıklı büyüme ve kemiklerin ömür boyu bakımı için gerekli olan kalsiyum miktarının yaklaşık yarısını tüketmektedir. Çocuk doğurma yıllarında, birçok kadın ve genç kız sağlığı korumak için gerekli olandan çok daha az demir almaktadır.

– Kendinizin ve çocuklarınızın diyetinin, diş çürümelerinin önlenmesine yardımcı olmak üzere flor içermesine dikkat edin. Florlu su, çocuklarda ve yetişkinlerde diş çürümelerni önemli ölçüde azaltabilir. Suyunuz florlu değilse, diyetle alınan flor için dişçinize danışın.

– Doktorunuz söylemedikçe ek vitamin ve mineral almayın. Ne kadar fazla o kadar iyi teorisi, vitaminler ve mineraller için mutlaka geçerli değildir. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu vitaminleri ve mineralleri elde etmenin en iyi yolu, çeşitlilik içeren bir diyettir. Ek vitamin ve mineral almak genellikle zararlı değildir ve diyetiniz bazı açlardan eksikse yararlı olabilir, ama daha fazlası sağlığınıza zarar verebilir.

Bu kurallar, normal beslenmeyi etkileyen durumlarlar ve hastalıklar nedeniyle özel diyetlere ihtiyaç duyanlar için değil, sağlıklı insanlar içindir.

Posted on Leave a comment

Diyet trend oldu, diyetisyenler star

Türkiye’de şişmanlık bir dert, diyet ise önemli bir sektör haline geldi. Diyetisyenler de pop yıldızları kadar ünlü oldu. İşte diyet sektörü ve uzmanlarının önlenemez yükselişi… Diyet sektörü hızla büyüyor. Düşük kalorili ürünler çok satarken, diyetisyenlerin bekleme odaları her geçen gün dolup taşıyor. Zayıflattıkları ünlüler kadar popüler olan diyetisyenler, Türkiye’nin geleceğini parlak görmediklerini söyleyerek, “obezite artıyor” diyor.

Dolayısıyla diyet sektörü geleceği en parlak sektörlerden biri kabul ediliyor. Light ürünler büyük bir hızla tüketilirken, diyetisyenler de pop yıldızları kadar ilgi görüyor. DR. MUZAFFER KUŞHAN‘dan TAYLAN KÜMELİ‘ye pek çok diyetisyen ve doktor büyük itibar görüyor. Zira hepsi kendilerine başvuran ünlü hastaları kadar ünlüler.

HEPSİ ‘SIFIR BEDEN’E KARŞI
Öte yandan rekabetin kıran kırana olduğu metropol hayatında genç kızlar sıfır beden olabilmek için çırpınırken, geleceğin gençleri çocuklar obeziteyle mücadele ediyor. Beslenme uzmanları Türkiye’nin kilo açısından geleceğini pek parlak görmüyor.

Diyet pazarı iştah kabartıyor

Hemen hepsinin ortak görüşü çok değil birkaç yıl sonra “obezitenin artacağı” yönünde.
Aile hekimi ve ayurveda uzmanı DR. ENDER SARAÇ, diyet sektörünün çığ gibi büyüyeceğini, çünkü reklam, medya ve gıda endüstrisinin insanı bozmaya yönelik çalıştığını söylüyor.

Artık çocuklar da gidiyor

Bağımlılık yapan bol kalorili yiyeceklerin üretiminin artması, bunun yanı sıra reklam ve medyanın gündeminden ‘zayıflık ve güzellik’ kavramlarının düşmemesini ‘söndürülmesi gereken bir yangına’ benzeten Saraç, “Bir yandan ateşe benzin dökülürken bir yandan da su dökülüyor, obezitenin artması kaçınılmaz” diyor.

5 YIL SONRA YEMEĞİN YERİNİ TABLET ALACAK
Bir dönem obez kampında yaşayarak kilo problemleri olan insanlarla empati kurmayı öğrendiğini belirten diyetisyen SELAHATTİN DÖNMEZ ise gelecekte beslenmeye bağlı olarak hastalıkların artacağını ifade ediyor. Dönmez beş yıl sonra bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi tabletlerle besleneceğimizi iddia ediyor.

Genç diyetisyenlerden BANU KAZANÇ ise obezite kadar aşırı zayıflığın da sorun teşkil ettiğini belirtiyor. Kazanç, “Sıfır bedene inmek isteyen kadınları hasta olarak kabul etmiyorum çünkü sıfır beden sağlıksız bir bedendir ve kişiyi vücutta kas erimesine kadar götürür” diyor.

Posted on Leave a comment

Kilolarımızı Yakalım

Hareketsiz ve yoğun yaşantı içerisinde, insanların vücutlarında birçok rahatsızlıklar meydana gelmektedir. Bu rahatsızlıkların başında gelen şişmanlık, hem fizyolojik hem de sosyolojik açıdan insanları etkilemektedir.Şişmanlığın insan vücudunda oluşturduğu bu olumsuz etkilerden kurtulmak için birçok yöntem uygulanmaktadır. Bu yöntemlerin içinde, vücuttaki şişmanlığın giderilmesi açısından yanlış ve zararlı uygulamalar insanları başarıya ulaştıramayacağı için etkisiz olacaktır. Şişmanlığın giderilmesi için uygulanacak yöntemler kilo vermeye yönelik olmamalı, vücutta yağ kitlesini azaltıp kas kitlesini artıracak yöntemler olmalıdır.

Yağ yakmak amacıyla uygulanan yanlış yöntemler şunlardır:

Sauna: Vücuttaki su kaybını sağlayan yöntemlerdendir. Vücut suyunu azalttıkça, yağ yakmak daha zor olacaktır.

Diüretik ilaç ve çaylar: Diüretik maddeler veya çaylar, vücutta yağ yakmamızı sağlamaz; sadece vücut suyunun idrar yoluyla vücudun dışına atılmasını sağlar.

Aç kalmak: Gerekli gıda maddelerini almadan uygulayacağınız yöntemler, vücudunuzdaki kas kütlesinin azalmasına sebep olurken, yağ kitlesinde bir değişim görülmeyecektir. Kaslar vücudunuzda yağ yakan fabrikalar olduğuna göre, yağ yakmak için kas kitlemizi kaybetmemiz gerekmektedir.

Masaj: Dolaşım sistemini ve kaslardaki gerilmeleri rahatlatmak için uygulanan manipulasyonlar, vücudumuzdaki yağı yakmayacağı gibi, vücut yağını bir yerden bir yere de taşımaz.

Karbonhidratsız beslenme: Karbonhidrat insanların mutluluk kaynağı olmasının yanında, vücut için önemli bir besin maddesidir. Karbonhidratlar vücudumuzda su tuttuğu için, şişman insanlar yememektedir. Önemli olan kilo kaybı değil yağ kaybı olduğuna göre, karbonhidratsız vücudun yağ yakmayacağı bilinmelidir.

Yüksek tempolu egzersizler: Yüksek tempolu egzersizlerle vücudumuzda daha fazla karbonhidrat, daha az yağ yakılacağı unutulmamalıdır.

Ağırlık çalışmaları: Ağırlık çalışmaları yağ yakmamızı sağlamaz, ama kas kitlesini reaksiyona geçireceği için yağ yakmada destekleyici bir faktör oluşturacaktır.

Kısa süreli diyetler: Kısa süreli diyetlerle vücudumuzda yağ yakamadığımız gibi, diyeti bıraktığımızda vücudumuzdaki yağ artışı hızlanacaktır.Kısacası tüm bu yöntemlerle vücudumuzda biriken istenmeyen yağlardan kurtulmamız mümkün değildir. Vücudumuzun sağlıklı olarak yağ yakabilmesi için egzersizin ve doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve hayat boyu devamı gereklidir

Posted on Leave a comment

Rejimden galip çıkmak sizin elinizde

Bir rejimde yapılabilecek en büyük hata, kilo yapıcı etkisi olduğu düşünülen besinlerin bir anda kesilmesidir. Oysa vücudunuzun her gün alması gereken vitamin ve mineraller vardır. Bu nedenle sofranızda her türlü besine, hatta yağlara bile yer verin,ama her şeyden azar azar yiyin. Böylece bir yandan kilonuzu kontrol altına alırken diğer yandan da sağlığınızı korursunuz.
Sofranızı mutlaka renklendirin…

Yemeklerinizi hep aynı şekilde hazırlayarak sofranızda monotonluk yaratmayın. Baharat, maydanoz ve dereotu gibi otlar kullanarak yemeklerinize farklı tatlar verin ya da yaratıcılığınızı kullanarak kendinize değişik yemekler yapın.
Yemeğinizi yavaş yiyin…

Yemeğinizi ne kadar hızlı yerseniz, doyma hissini de o kadar geç alırsınız. Yavaş yemek, hem o yemeğin tadını almanızı, hem de sadece gerektiği kadar yemenizi sağlar.
Asla öğün atlamayın…

Günde en az üç öğün yemek yiyin. Öğünlerinizi atlamayın. Çoğu insan öğün sayısını azaltarak daha hızlı zayıflayacağını düşünür; ancak bu inanış onlara gördükleri her şeyi yedikleri ama yine de doyamadıkları bir öğün olarak geri döner.
Rejim sırasında en büyük yardımcınız; su…

Güne büyük bir bardak su içerek başlayın ve gün içinde yaklaşık 1,5 lt. suyu özellikle öğün aralarında için. Su, vücudunuzdaki toksinleri atmanızı sağlarken bağırsaklarınızın da çalışmasına yardımcı olur. Fazla su içemiyorsanız açık çay veya ıhlamur gibi bitkisel çaylar için.
Aralarda atıştırmayın…

Eğer öğünler arasında dayanamayacağınız kadar çok acıkıyorsanız, atıştırmak yerine belirli saatlerde hafif şeyler yiyerek açlığınızı bastırmayı tercih edin. Mesela saat 10:00da bir dilim beyaz peynir ya da saat 16:00da bir elma yiyebilirsiniz.
Düzenli egzersiz yapın…

Haftada üç defa yapılan 20 dakikalık egzersizler fazla kalorilerinizi yakarak kilo vermenizi sağlar. Egzersiz yaparak öğünlerinizi daha düzenli alırsınız. Sanılanın aksine egzersiz yapmak açlığı azaltır, artırmaz.
Stresle savaşmaya alışın…

Rejim sırasında düzeni değişen vücut, bu değişikliğe alışmaya çalışırken biz de normalden daha fazla gergin oluruz. Kendinize gün içinde gevşemek için zaman ayırarak, bu gerginliği üzerinizden atmaya çalışmalısınız.
Tartılmaktan vazgeçin…

Gün boyunca tartının etrafında dönüp durmaktan vazgeçin. Haftada bir defa tartılmanız yeterli. Aynı tartıda, aynı kıyafetle ve sabah yataktan kalkar kalkmaz tartılın.
Sık sık hafif yemekler yemek, çok yediğiniz anlamına gelmez; üstelik böyle bir durumda vücut, aldığı kaloriyi hemen, biriktirmeden kullanır.

Posted on Leave a comment

Ağız Kokusu

Ülkemizde, KBB uzmanlarına başvuran hastalann %15’inde nefes kokması sorunu mevcut. ‘Nefes kokması’, çocukluktan başlayan bir rahatsızlık değil; daha çok erişkin dönemde ortaya çıkıyor. Bu sorun a neden olan faktörler şöyle sıralanabilir.
 
Sinüzit denilen, yüz kemiklerinin içindeki boşluklarda bulunan iltihap, sarı-yeşil ve kalın kıvamda bir akıntının genze akmasına yolaçar. Tabii ki bu geniz akıntısı iltihaplı olduğu içın de hastanın nefesine hoş olmayan bir koku verir.

Öncelikle medikal yolla tedavi edilir. Yani ilaçlar yoluyla bu iltihap giderilmeye çalışılır. Ilerlemiş sinüzit vakalarında ise, akıntı, ilaçla tedavi olmayacagından “endoskopik sinüs cerrahisi” ne başvurulur.

Agız bölgesindeki bademcik iltihaplan ‘magma’denilen katı kıvamlı bademcik döküntüsüne yolaçar ki bu da, hastalarda ağız kokusu şeklinde kendini gösterir. Bademciklerin alınmasıyla tedavi edilebilir.

Diş ve dişeti hastalıkları da nefes kokmasına yolaçabiliyor.

Mide ve bağırsak sistemini ilgilendiren hastalıklarda ağız kokusu sorunu olabilir.

Yetişkin hastalarda gözlemlenen ve daha ciddi boyutlu durumlar da söz konusu. Yani ağız, boğaz ve alt solunum yollan bölgelerinde, tümöre bağlı bir nefes kokması probleminin baş göstermesi de mümkün. ‘Ülserasyon’tabir edilen krater tarzında tümörün çok süratli büyümesine ayak uyduramayıp, ölen dokuların yarattığı bir koku türü.

 

Posted on Leave a comment

Ağız Kanseri

Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Diş hekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir.
 
Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bulunmuştur. Genetik yatkınlık ta ağız kanserleri için risk faktörleri arasındadır.

Ağız kanserlerinin muhtemel belirtileri;

  • Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
  • Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması
  • Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar
  • Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi
  • Çiğneme ve yutma güçlüğü
  • Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
  • Dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk
  • Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması

    Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır, kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin kendinin ağız kanserini farketmesi güç olabilir. Bu nedenle düzenli dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir.

  • Posted on Leave a comment

    Adet Görme

    Genç kızlıkta başlayan adet dönemi kırk yaşlarının sonlarında sona erer. Bu olaya menapoz adı verilir. Menapozdan sonra üreme organları bir dizi değişikliğe uğrarlar. Bu değişiklikler yumurtalıkların hormon salgılamasında görülen azalmaya bağlıdır. Dölyatağı daha küçülür, dölyolundaki sırtlar ortadan kalkar, dölyolu duvarları düzleşir. Salgılar daha az asit içermeye başladıkça mikrop kapma tehlikesi de o kadar artar. Çevre dokular gittikçe daha az esnek özellik kazanır. Menapozdan sonra dölyolundan gelen kanamaya tehlikeli gözüyle bakılmalıdır. Olası bir hastalık karşısında doktora gitmek gerekir.
     
    Adet dönemi genel olarak 28 gündür. Ne var ki bu kaba bir ortalamadır ve kadınların adet süreleri büyük ölçüde değişir. Kimi kadının adet süresi 21 günken, kimilerinin 42 gün olabilir. Bundan başka bir kadının her adet dönemi de birbirine uymayabilir.

    Dölyatağından dölyoluna akıntı süresi genellikle dört ya da beş gündür. Bu süre içinde kişiden kişiye büyük değişiklikler söz konusudur.

    Posted on Leave a comment

    Adenomiyozis

    Adenomiosisde rahim iç yüzeyinin dokusu olan endometriyal doku, rahimin kastı duvarlarının içinde (duvar dokusunun içinde) büyümeye başlar. Bu oluşuma daha çok doğum yapma çağının sonuna doğru ve çocukların doğumundan sonra rastlanır. Adenomiosis birçok kadın-da hiç semptom göstermez.
    Belirtiler

  • Adet kanaması süresince devam eden ve yaş ilerledikçe artan, kramp şeklinde sancı;
  • Uzayan ve fazla miktarda adet kanaması.

    Genellikle alt karın muayenesi sırasında doktor, rahmin büyüdüğünü ve yumuşadığını fark eder. Doktorun bulguları ve yukarıda belirtilen belirtiler bir araya gelince, zararsız olmasına karşın çok sancı verebilen adenomiosisin varlığı belirlenir.

  • Posted on Leave a comment

    Addison Hastalığı

    Böbreküstü bezi yetmezliği böbreküstü bezlerinin işlevlerinde yavaşlamayı anlatan bir terimdir. Bu durumda aldosteron, kortizol, cinsel hormonlar, adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların üretimi yetersiz kalır. Bazen bu hormonlardan bazısındaki eksiklikle bazısındaki artış birlikte görülür, ama bu tür olgulara çok ender rastlanır.

     

     Çeşitli böbreküstü bezi hormonlarının ana maddesi kolesteroldür. Bu ana madde bir dizi kimyasal tepkime sonucunda hormona dönüşür. Kimyasal tepkimeler için gerekli enzimlerden birinin eksikliği, bütün üretim zincirinin durmasına ve son ürünün, yani hormonun yapılamamasına yol açar.

    Olguların büyük bölümünde hastalık böbreküstü bezi kabuğunun her üç katmanına da yerleştiğinden böbreküstü bezi yetmezliği genel bir hormon eksikliği olarak ortaya çıkar.

    Olguların yüzde 70-80 ine Koch basilinin etken olduğu böbreküstü bezi veremi yol açar. Hastalık belirtilerinin görülebildiği ilerlemiş olgularda böbreküstü bezleri belli bir biçimden yoksun, san-gri renkli ve peynirimsi yapıda iki torbacık halini almıştır. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için veremin yol açtığı doku yıkımına bağlı bu yapı bozulmalarının böbreküstü bezlerinin yüzde 90 ma yayılması gerekir. Bundan da anlaşılacağı gibi böbreküstü bezlerinin yedek üretim kapasitesi çok geniştir. Bez dokusunun yaklaşık yüzde l0u sağlam kaldığı sürece yetmezlik belirtileri yalnız vücudun yüksek düzeyde hormona gereksinim duyduğu anlarda ortaya çıkar. Bu gibi durumlarda böbreküstü bezleri organizmanın birden artan hormon gereksinimini karşılayamaz.

    Posted on Leave a comment

    Adale Krampları

    Kramp aslında bir doku spazmıdır. Burada doku kasılır ve ani ve şiddetli ağrıya yol açar. Özellikle yaygın bir kramp çeşidi uyku sırasında baldır adalelerinde meydana gelir. Fakat fazla yüklenme, incinme, adale zorlanması (gerilmesi) veya uzun süre aynı pozisyonda kalmak adale kramplarına yol açabilir. Bunlar sıklıkla, sıcak havada oynanan spor karşılaşmalarında aşırı yorulan ve susuz kalan sporcularda görülür.

    Belirtiler
     

  • Ani ve keskin adale ağrısı, çoğunlukla bacaklarda
  • Cildin altında çarpılmış bir adale dokusu yumrusu görülmesi

    Belirli aktiviteler karakteristik olarak profesyonel kramplar denilen kramplara yol açar. Yazar krampı klasik örnektir -yazan elin başparmağı, işaret ve orta parmakları uzun süre sıkıcı kalem tutma sonucu kramp duygusu yaşar. Geçmişte saatçi ve terzi krampları çok görülürdü.

    Hemen herkes şu veya bu zamanda adale krampı geçirir yine de çoğu kimseler için bunlar sadece ara sıra karşılaştıkları önemsiz bir rahatsızlık nedenidir. Fakat diğerleri için adale krampları, özellikle geceleri, rahatsız edici bir problemdir. Eğer uykunuzu bölen sık ve şiddetli kramplarınız varsa doktorunuza danışın.

    Krampların belirgin bir tipi olan bacakta dolaşım bozukluğu nedeniyle zaman zaman topallayarak yürüme (intermitent klodikasyon) harekete bağlı olup baldırlara yeterli kan gitmemesine bağlıdır. Bacaklarda harekete bağlı krampların bir diğer çeşidi omurgada sinir sıkışması ile bağlantılıdır. Eğer hareket sonucu bacaklarda kramp olayı sürekli tekrarlanıyorsa doktorunuza gidin, Diüretik (idrar söktürücü) kullanımı ve aşırı terleme nedeniyle potasyum kaybı genellikle adale kramplarının nedeni olarak belirtilir fakat sık rastlanan bir neden değildir.

  • Posted on Leave a comment

    Adale Çekmesi

    Adale çekilmesi veya incinmesi, bir kasın üzerine çok fazla yük bindirmenin sonucudur. Hafif bir adale çekilmesi o bölgeyi fazla germekten veya aşırı çalıştırmaktan meydana gelir. Güç kaybı yoktur fakat acı duyulur.
     
    Belirtiler

  • Zedelenme meydana geldiği zaman lokalize ağrı, bunu izleyen hassasiyet ve bazı durumlarda şişme
  • Zedelenmenin meydana gelmesinden hemen sonraki 24 saat içinde tutulma (sertleşme) veya hassasiyet
  • Eğer kasın hiçbir fonksiyonu yokmuş gibi görünüyorsa, kopmuş olabilir.

    Bir kasın liflerinden bazıları gerçekten yırtılır ve adalenin kasılıp iç kanama yapmasına neden olursa daha ciddi bir durum ortaya çıkar. Ender durumlarda bütün kas kopup ayrılabilir, ya kısmi olarak veya daha seyrek görülen şekliyle, tamamen kopabilir.

    Adale incinmelerinin en sık görülenlerinden biri uyluk kemiğinin arka tarafındaki bir grup adale üzerinde olur. Bu kaslar dizinizi kapatıp açabilmenizi sağlar; koştuğunuz zaman bu kaslarda çekilme meydana gelebilir.

    Uyluk kemiğinin arka tarafında bir adale ağrısı veya zayıflığı bu adalelerinizi incittiğinizi gösterebilir. İncinmenin çok yaygın ikinci bir çeşidi de kasık çekmesi veya gerilmesi denen olaydır. Kasık çekmesi olayında belirli bir kas zedelenmiş değildir; daha çok, kasıktaki ten-don ve kaslar (karın, bacak ve pelvis bölgeleri dahil) gerilmiş veya yırtılmış olabilir. Kasık gölgesindeki ağrı veya adale spazmları tekrarlanan aşırı kullanımdan veya tek bir olaydan kaynaklanabilir. 

  • Posted on Leave a comment

    Obeziteye karşı egzersiz ve diyet

     Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kürşat Karacabey, kötü beslenme, hastalık ve yanlış ilaç kullanma, hormonal bozukluk, metabolizmanın yavaşlaması, stres ve hareketsizliğin kilo almanın en önemli nedenlerinden olduğunu söyledi.

    Yrd. Doç. Dr. Karacabey, şişmanlığın vücut yağının toplam miktarındaki aşırı genişleme ile alınan ve sarf edilen kalori arasındaki dengenin bozulması olarak tanımlanabileceğini belirtti.
    Karacabey, yoğun iş koşullarında birçok insanın düzenli ve kaliteli beslenme imkanı bulamadığını, öğünlerini düzensiz ve hazır yemeklerle geçiştirdiğini belirtti.

    Düzenli yemek yeme olanağı bulamayan birçok kişinin akşam öğünlerinde aşırı yemek yediğini ve bunun da kilo alımını etkilediğini ifade eden Karacabey, şöyle konuştu:
    “Kötü ve düzensiz beslenme, hastalık ve yanlış ilaç kullanımı, hormonal bozukluk, stres ve hareketsizlik kilo almanın en önemli nedenlerindendir. Metabolizmanın yavaşlaması, yaş, cinsiyet, gebelik ve çok uyuma da kilo almada etkilidir. Şişman kişiler genellikle düzensiz yemek yerler, öğün atlarlar, bütün gün yemek yemeden dururlar ve bir öğünde çok fazla yerler, sürekli rejim yapma isteğindedirler, hareketsizdirler.

    Bu davranışların süreklilik kazanması obeziteye ve hipertansiyon, şeker hastalığı, böbrek ve pankreas yetmezliği, kalp ve damar hastalıkları, kemik incelmesi, gut hastalığı, kanser gibi hastalıklara, bunun sonucu olarak yaşam süresinin kısalması ve yaşlanmasının hızlanmasına, psikolojik sorunlara ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.”

    EGZERSİZİN ÖNEMİ

    Karacabey, kilolardan kurtulmak için diyetin yanı sıra egzersiz yapmanın önem taşıdığını, tek başına yapılacak diyetin kilo vermede istenilen sonucu elde etmeyi engelleyeceğini ifade etti.

    Herkesin sağlıklı bir yaşam için egzersiz yapması gerektiğini belirten Karacabey, egzersizin psikolojik açıdan da insanlara fayda sağladığını ve gün boyu insanlarda biriken gerginliği giderdiğini bildirdi.

    Egzersize başlarken insanların kendilerini zorlamaması ve yavaş yavaş artırılarak egzersizin sürekli hale getirilmesi, 40 yaşın üzerindeki kişilerin ve sağlık sorunu bulunanların doktor kontrolünden geçirilmeden egzersize başlamaması gerektiğini ifade eden Karacabey, şunları kaydetti:
    “Egzersize yemeklerden en az bir saat sonra başlanmalı. Egzersize ölçülü başlayıp zamanla artırmak gerekiyor. Egzersiz yaparken insanların kendilerini aşırı yormamaları ve yorulduğu zaman egzersizi birden kesmemesi lazım. Hareketleri yavaşlattıktan sonra egzersize son verilmeli. Yüzme, yürüyüş ve bisiklet kullanma gibi zorlamadan yapılan ritmik hareketler her zaman iyidir. Bazı egzersizleri günlük yaşama sokmaya çalışmalıyız. Örneğin, otobüsten birkaç durak önce inilip yakın yerlere yürüyerek gidilebilir veya asansöre binmek yerine merdivenler kullanılabilir. Çağımızın hastalığı obeziteden egzersiz ve diyetle kurtulabiliriz.”

    Hürriyet gazetesi

    Posted on Leave a comment

    1 ayda tam 77 kilo verdiler

    Birçok kez diyet yapmalarına rağmen kilo veremeyen 3 hasta, geçirdikleri mide küçültme ameliyatından sonra 1 ayda toplam 77 kilo verdi.

    Acıbadem Sağlık Grubu’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Gürsel Seyhan (36), İbrahim Yüce (39) ve Aysun Keskin’e (49) ”mide küçültme” ameliyatı yapıldı. Ameliyat sonrası, 185 kilogram olan İbrahim Yüce 152, 162 kilodaki Gürsel Seyhan 131 kiloya, 130 kilodaki Aysun Keskin ise 117 kiloya indi.

    Ameliyattan sonra her 3 hastanın 1 ayda verdiği toplam kilo 77′ye ulaştı.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Acıbadem Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu, beslenme programlarına uymak koşuluyla mide küçültme ameliyatlarının en geç bir yıl sonrasında hastaların ameliyat esnasındaki mevcut kilolarının yüzde 60′ına kadar düşebileceklerini belirtti.

    Mide küçültme ameliyatları bir diğer adıyla obezite cerrahisinin tekniği hakkında da  bilgi veren Prof. Dr. Zorluoğlu, açık şekilde yapılan bu ameliyatta mideyi yemek borusundan itibaren bir tüp şeklinde küçültüp mide ile ince bağırsaklar arasında yeni bir yol yaptıklarını vurguladı.

    Prof. Dr. Zorluoğlu, hastadan herhangi bir organ çıkartmadıklarını, sadece mideyi hacim olarak küçültüp ince bağırsakların önemli bir kısmının devre dışı kalmasını sağladıklarını belirterek, açıklamada ”Böylece hem çok az yemek yenilmesini hem de yenilen gıdanın sindiriminin azaltılmasını sağlıyoruz” ifadesini kullandı.

    Posted on Leave a comment

    Şişmanlık mı? Şiş mi?

    Şişkinlik birçok kadının hayatını kâbusa çevirir. Bir gecede kilonuza kilo ekleyebilir, giyim alternatiflerinizi anında kısıtlamak zorunda kalabilirsiniz.
    Sadece vücudumuza giren tuz ve sıvı miktarı ödemi artırmıyor. Ödem bahaneye bakıyor. İlaçlar, hastalıklar, adet dönemleri bir yana, stresten dağ sporlarına, aniden çıkan lodosa kadar pek çok sey ödeme neden oluyor.  

       
    Bir gece de beden ölçünüz değişebilir!              
    Aslında karniniz düz ve sıkıysa, dünya olduğundan daha iyi ve daha güzel görünür. Kotlarınıza rahatlıkla girersiniz, zarif siyah elbiseleriniz size gerçekten yakışır ve bikiniler korkutucu olmaktan çıkar. Evet, bir zayıf bir şişman görünmenize neden olan ödemin pek çok nedeni var. En bilineni, kadinlar için her ay bir ritüel haline gelen adet dönemi şişkinliği. Regl döneminde degisen hormonlar nedeniyle vücudun su tutması şişliğe neden oluyor. Reglin ikinci gününe kadar yapılan tartılarda ibre 1,5 kilo fazlasını gösterebiliyor. İkinci günden sonra vücut tuttuğu suyu bıraktığında sislik de sona eriyor. Bu nedenle uzmanlar, nedeni ne olursa olsun vücudumuza giren sıvı ile atılan sıvı arasındaki dengenin bozulmasının ciddi şekilde ödeme neden olduğunu söylüyor.

    Gıda tahammülsüzlüğü
    Sindirim sisteminde sıkışıp kalmış gazların, karin bölgesinin görünümünü fazlasıyla bozduğu ise ortada. Kimi kişilerde görülen gıda tahammülsüzlükleri de ödemin baslıca nedenlerinden. Kabızlık, aşırı alkol, aşırı tuz, çok hızlı yemek ya da haşlanmış fasulye gibi gaz yapıcı besinlere fazla ağırlık vermek istenmeyen sisliklere zemin hazırlıyor.
    Hareketsizlik, iklim ve isi değişikliği, lodos, kalp, böbrek, tiroit gibi kimi hastalıklar, ilaçlar, hatta dağ sporları, stres gibi pek çok şey de ödem yapıyor. Ödemin altında ciddi sağlık sorunlarının yatabileceğini de akıldan çıkarmamak gerekiyor.

    Ne yiyip ne içeceksiniz?
    Şişkinlikle ilgili ciddi sorunlar bir yana aşağıda yaptığımız önerilerle beslenmeden kaynaklanan şişkinliklerin önünü almak mümkün… İste şişkin karınları indirmek için bazı ipuçları:

      En çok şişkinlik yapan buğday gibi besinlerden uzak durun. Pirinç ve yulaf gibi daha iyi tonere edilen besinlere yönelin. Mısırlı kahvaltı gevrekleri yerine kepekli olanları tercih edin ya da kahvaltıda meyveli yoğurt yiyin.
      Bol meyve – sebze yiyerek ve bol sıvı içerek kabızlığı önleyin. Ayrıca ihtiyaç hissettiğinizde tuvalete gidin. Direnmek sindirim sisteminizi daha da tıkayabilir.

    • Probiyotik besinleri (asidofilus) deneyin. Bunlar, sindirim sisteminizdeki iyi ve kötü bakteri dengesini düzeltmenize yârdim edebilir. Bu denge bozukluğunda sisteminiz yavaşlar ve bu da bağırsaklarınızda gaz birikmesine yol açabilir. Probiyotikleri, besin tamamlayıcısı olarak eczanelerden alabileceğiniz gibi, her gün doğal yoğurt yiyerek ya da yoğurtlu bir içecek içerek de vücudunuza alabilirsiniz.

    • Meyve çanağınızı doldurun. Elma, armut ve kayısı iyi potasyum kaynaklarıdır ve potasyum, bedeninizin sıvı dengesini düzeltmeye yârdim eder. Bu meyvelerde bağırsak hareketlerinizi düzenleyen, pektin adli çözünebilir liften de bol bulunur. Kiraz ve turunçgiller de şişkinlik yapmayan meyvelerdendir. Ananas şişkinliği alt etmekte çok ise yarar. Ananasta bulunan mucize enzim brom elin, sindirimi kolaylaştırır, gazi azaltır ve midenizi rahatlatır. Taze ananas, konservesinden iyidir, konserve ananasta çok daha az brom elin bulunur. Papaya yi da deneyebilirsiniz. İçerdiği papainadli enzim, özellikle ağır, etli yemeklerden sonra sindirime iyi gelir.

     

    Soru: Tuzu bırakmak şişkinliği önleyebilir, ama o zaman yemeklerimi nasıl tatlandıracağım?
    Cevap: Öncelikle masanızdaki tuzluğu kaldırmakla ise başlayın. Sonra yemek tuzlarının yerine taze otları, limon ya da misket limonu suyunu deneyin. Tat alginiz giderek değişir ve buna birkaç haftada uyum sağlar. Böylece tuzu aramazsınız.
    Soru: Gıda tahammülsüzlüğü diye bir şey var mı?
    Cevap: Evet, çoğu kimse farkında olmasa da gıda tahammülsüzlüğü sıkça rastlanan bir durum. O nedenle kimi gıdaları tükettikten sonra kendinizi izlemeye âlin. Şişkinliğin baslıca sorumlularından olan, buğday ve süt ürünleri gibi besinleri yedikten sonra kendinizi kötü hissediyorsanız, bir hafta kadar tahıl ve süt ürünlerini kesin ve karninizin durumunu izlemeye âlin. Dengeli bir diyetle beslenmeye devam edin ve sonuçları gün bir yere yazın. Lif ihtiyacınızı buğday yerine esmer pirinç, meyve ve sebzelerden karşılayabilirsiniz. Konserve balık, yağlı balıklar ve meyve kuruları kalsiyum ihtiyacınızı karsılar. Soya sütü, soya yoğurdu ve soyalı tatlılar da laktoz tahammülsüzlüğü olan insanlar için süt ürünlerinin yerini tutabilir. Belirli bir besine karsı tahammülsüzlüğünüz olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuza görünün.
    Soru: Beslenme düzenimi iyileştirdim, ama hala göbeğim var. Ne önerirsiniz?
    Cevap: Karin bölgesindeki kasları çalıştıran uygun bir egzersizle bu bölgedeki yağlardan ve şişkin görüntüden kurtulabilirsiniz.Görüntünüz için bedeni iyi saran, kaliteli iç çamaşırları giyinmeyi deneyin. Bu sizi hem rahatlatır hem de ince gösterir.

    Şişkinliği önlemek için kalsiyum

     • Adet Öncesi Gerginlik (PMS) semptomlarına kulak verin. Eğer her ay şişkinlik yasıyorsanız, tamamlayıcı destek almayı deneyin. Bulgular, günde 1000 mg. kalsiyum almanın, su tutulmasıyla ilgili sorunları giderebileceğini gösteriyor (ortalama günlük gereksinim 700 mg.). Can sikici PMS semptomlarini hafifletmek için, B6 vitaminini deneyin.

     • Günde en az 8 bardak su için. Düzenli aralıklarla, azar içmek en iyisi.

     • Öğünlerde yavaşlayın. Acele yemekten vazgeçin, yemeğinizin tadını çıkarmaya bakin ve lokmalarınızı iyice çiğneyin. Yemeklerinizi hızla mideye indirirseniz, hava yutabilirsiniz ve bu da şişkinlik yapabilir.

     • Karin egzersizlerini deneyin. Pilates üst karin kaslarınızı çalıştırmanın harika bir yoludur. Pilates karninizi gerçekten sıkılaştırabilir. Ayrıca doğumdan sonra belinizi forma sokmanın da harika bir yoludur.

    Posted on Leave a comment

    Diyet yaparken kendinizi ödüllendirin

    Diyet yaparken birçok kişi yeme isteğine karşı sıkı bir mücadele veriyor. İsteğine yenilip diyet dışına çıkanlar, suçluluk duygusuyla psikolojik travmalara varan sorunlar yaşıyor.

    Uzmanlar, diyetine sadık kalanların ise beslenme uzmanlarına danışarak özledikleri yemekleri kontrollü bir şekilde yiyebileceklerini söylüyor.

    Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı Academic Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Nesrin Mutlu, diyetine uyan hastaların kendini sevdiği bir yemekle ödüllendirebileceğini anlatıyor: ‘Hastalarıma, ‘En çok bu hafta neyi özlediniz?’ diye soruyorum. Yanıt kişiden kişiye değişiyor. Diyelim ki yanıt ‘Mantı’ oluyor. Eğer diyeti kontrollü devam ediyorsa öğleden sonra bir tabak mantı yiyebileceğini hastaya söylüyorum.’ Kilo problemi olanların sevdiği yiyecekleri özlemesinin çok doğal olduğunu ifade eden Mutlu, ‘Empatik yaklaşım çok önemli. Kendinizi karşınızdaki kişinin yerine koyduğunuzda onu anlıyorsunuz. Hasta hamburger istiyorsa patates kızartmasından vazgeçiyor. Anlaşma yapıyoruz.’

    Yemek ataklarına dikkat!

    Hastaların istediklerini yememek için kendilerine karşı savaş verdiklerine dikkat çeken Nesrin Mutlu, bu durumda neler yaptıklarını şöyle anlatıyor: ‘Hastalara ‘Kendinizle mücadeleye girdiğiniz anlarda beni arayın’ diyorum. Mücadeleyi kazanamayıp istediklerini yediklerinde ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerini hissediyorlar. Pişmanlık duyuyorlar. Bu durum psikolojik travmaya kadar gidiyor. Özlediğiniz yemek ödülünüz olsun diyorum. Hem rahatlıyorlar hem de kaçamak yapmadıklarını hissediyorlar. Yeme ataklarını mutlu şekilde atlatıyoruz.’ Yeme isteğine karşı koyamadığı için mutfağını kilitleyip uyuyanlar olduğunu belirten Mutlu, ‘Bu hastalar psikolojik destek almalı. Diyet hazırlanırken kişinin duygularına da önem vermek gerekiyor. Eğer hastanın duygularını dikkate almadan program hazırlarsanız sonuç başarısız olacaktır’ diyor. Nesrin Mutlu, diyet yapanların sıkça sorduğu ‘Çikolata yiyebilir miyim?’ sorusunu şöyle yanıtlıyor: ‘Çikolatada kakao ve katkı maddeleri var. Yağ içeriği çok yüksek. Ancak, kontrollü bir gün yaşanmışsa, çikolata yemeği hak ettiğini düşünüyorsa yiyebilir. Ama bu gofretli, süt ağırlıklı bir çikolata olabilir.’

    Yiyeceklerin etiketini okuyun

    Kilo problemi olanların, alışveriş yaparken yiyeceklerin etiketlerine dikkat etmeleri konusunda uyaran Nesrin Mutlu, ‘Mutlaka besin öğelerini incelemeliler. Diyet çikolata deniyor. Ancak içinde yapay tatlandırıcı var. ‘Nasıl olsa diyet ürünler’ denip istedikleri kadar yiyorlar. Bu besinlerin kalorisi azaltılmış. Ancak birçok kişi kalorisi yokmuş gibi tüketiyor’ diyor.

    Limonlu su yağ yakar mı

    Hastaların bazen kulaktan dolma bilgilerle hareket ettiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Nesrin Mutlu, kilo problemi olanların sıkça sorduğu ‘Limonlu su zayıflatır mı?’ sorusunu şöyle yanıtlıyor:

    ‘Su, zayıflatmayan ve kilo aldırmayan mineralerden oluşan bir sıvı. Su kalorisiz bir içecek olduğu için vücudun çalışmasına yardımcı oluyor. Metabolizmayı hızlandırabilir. ‘Limonlu su yağları yakar’ bilgisi doğru bir bilgi değil. Bilimsel hiçbir açıklaması yok. Limonlu su yağları yakmaz. Tokluk hissi veriyor. İştahı çok fazla kişilere öğün önce ve sonralarında sıvı alımını artırmalarını söylüyoruz. Genelde saat başı bir bardak su içmelerini öneriyoruz. Çay ve kahve tüketimine göre su içme sıklığını kendileri ayarlıyor. ‘

    Eş desteği zayıflatır

    Fazla kilolarından kurtulmak isteyenlerin çevresindekiler tarafından desteklenmeleri gerekiyor. Nesrin Mutlu, eş desteğinin önemini anlatıyor: ‘Öyle eşler var ki eşi diyete girdiği için o güne kadar yapmadıklarını yapıyor. Hiç çikolatalı pasta almazken her akşam eve çikolata alarak geliyor. Tabii bu hastayı olumsuz yönde etkiliyor. Eşler diyeti desteklerinde hasta yeni beslenme programına daha rahat uyum sağlıyor.’

    Diyeti evde yaparsın!

    Özellikle ev kadınlarının diyet konusunda birbirlerinden etkilendiğini ifade eden Nesrin Mutlu, şunları söylüyor: ‘Çay saati için haftada bir gün bir araya gelen 60-70 yaşlarında kadınlardan oluşan bir grup hastam var. Önce o gruptan bir hasta geldi. Diğer arkadaşları, ‘Diyeti evde yaparsın’ diye sitem etmişler. Ancak, o hasta pastaları yememe konusunda direnip zayıflamaya başlayınca hepsi birlikte gelmeye başladılar. Artık çay saatlerinde bol kalorili pastalar yapmıyorlar. Kilo verdikçe kullandıkları makyaj malzemesinin rengi bile değişti. Bu örnekte kadınların birbirini desteklemelerinin avantajını görüyoruz.’

    Et yemeyenlere 4 günlük diyet

    JFK Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Megen’in, et yemeyenler için bir ayda 4 kilo vermelerini sağlayacak örnek diyetini sunuyoruz

    2. GÜN

    SABAH

    3 yemek kaşığı kuru meyveli müsli

    1 su bardağı light süt

    ARA ÖĞÜN

    1 küçük meyve

    ÖĞLE

    1 porsiyon yumurtalı ıspanak

    Yarım su bardağı light yoğurt

    1 ince dilim kepekli ekmek

    ARA ÖĞÜN

    3 adet kepekli Grissini

    1 çay bardağı lor peyniri

    AKŞAM

    1 porsiyon mercimek çorba

    2 yemek kaşığı beyaz peynirli kepekli makarna

    1 su bardağı ayran

    1 porsiyon mevsim salata

    ARA ÖĞÜN

    1 küçük meyve

    3. GÜN

    SABAH

    1 su bardağı şekersiz süt

    1 porsiyon yağsız peynirli omlet

    Domates-salatalık

    1 ince dilim ekmek

    ARA ÖĞÜN

    3 adet kuru kayısı

    ÖĞLE

    1 porsiyon zeytinyağlı taze fasulye

    Yarım kase light yoğurt

    2 ince dilim kepekli ekmek

    ARA ÖĞÜN

    Bir adet simitin dörtte biri

    1 adet light üçgen peynir

    AKŞAM

    4 yemek kaşığı kuru fasulye

    1 su bardağı ayran

    1 porsiyon peynirli salata

    ARA ÖĞÜN

    1 küçük meyve

    Posted on Leave a comment

    Şişmanlığa karşı aşı

    Bilimadamları, vücudun bağışıklık sistemini devreye sokarak kiloların önlenebileceği fikrinden yola çıkarak bir aşı geliştirmeye çalışıyor.

    Fareler üzerinde denenen bu metot, olumlu sonuç verdi. Bağışıklık sistemi, vücudu zararlı etkilerden korumak için virüs, bakteri hatta ölü hücrelerle bile savaşıyor.

    Şimdi Fransız uzmanlar, modern çağın salgını haline gelen obezite ile bağışıklık sistemini devreye sokarak mücadele edilip edilmeyeceğini araştırıyor. Lille Üniversitesi’nden Laurence Macia ve arkadaşları, bu fikirden yola çıkarak fareleri, en çok kullanılan katkı maddelerinden olan glutamat içeren gıdalarla şişmanlattılar. Aşırı glutamat tüketimi beyinde de etkisini gösterirken, iştahı ayarlayan hipotalamusun bazı bölgelerinde farklılıklara sebep oldu. Sonuçta çok kısa bir sürede fareler yüzde 28 oranında kilo aldı.

    Diğer bir grup fareye ise glutamatlı yemin yanı sıra Interleukin-7 diye adlandırılan bir enjeksiyon yapıldı. Bağışıklık sisteminde bazı hücrelerin gelişimini düzenleyen Interleukin-7 sayesinde iştahı düzenleyen hipotalamus’ta bir değişiklik olmadığı gibi, farelerin de kilo almadıkları görüldü.

    Posted on Leave a comment

    Göbek eritmek

    Bazı besinler vücudunuzda daha uzun süre enerjiye dönüşür ve yaşamınızı uzatmaz. Oysa düz karına sahip olmanın sırrı tüketilen iyi yağlarda gizlidir…

    Akdeniz kültüründe zeytinyağı sıvı altın olarak bilinir, Aztekler için çikolata önemli, Mısırlı firavunlar için badem kıymetli ve yetiştiği bölgeler için avokado üremeyi temsil eder. Bu yiyecekler tarihte olduğu gibi karın düzleştiren diyetin kalbidir. Bu yiyecekleri her öğünde tüketmeniz bel çevresinde toplanan yağları önleyebilir. İşte bel çevresindeki tehlikeli yağları önleyen yiyecekler..

    1. Yağlar
    Hangi tür yağlar?: Kanola, zeytinyağı, fındık yağı, susam yağı, soya yağı, çiçek yağı , ceviz yağı

    Ne şekilde tüketilmeli?: Susam, fındık ya da kanola yağını kızartmalarda, ceviz ya da zeytin yağını tavalarda, çorba ya da ızgara yiyeceklerde, pirinçte ya da makarna da kullanın. Deniz ürünleri için zeytinyağı ya da susam yağını tercih edin, yemeklerinizi çiçek yağı, soya yağıyla pişirin, salatalarda zeytinyağı tercih edin. Ölçü olarak 1 yemek kaşığını temel alın.

    2. Kuruyemiş ve diğerleri
    Hangi tür kuruyemiş?: Badem, fındık, çekirdek, tahin, ceviz, susamdan hazırlanan tahin

    Ne şekilde tüketilmeli?: Bu yiyecekleri sadece atıştırma amaçlı tüketin. Salatanızın üzerine serpiştirin. Balık yada tavuk üzerine isteğinize göre serpiştirebilirsiniz. Ölçü olarak 2 yemek kaşığını temel alın.

    3. Avokado
    Ne şekilde tüketilmeli?: Dilimleyerek salata veya sade olarak tüketebilirsiniz. Ölçü olarak çeyrek fincanı temel alın.

    4. Zeytinyağı
    Hangi tür zeytinyağı?: Siyah ya da yeşil zeytin yağı

    Ne şekilde tüketilmeli?: Zeytini kahvaltılık ya da atıştırma bir besin olarak tüketin. Pizza, salata, kraker, sandviç ya da diğer yediklerinize ekleyin. Ölçü olarak 10 büyük zeytin ya da 2 yemek kaşığı zeytin ezmesi tüketilebilir.

    5. Çikolata
    Hangi tür çikolata?: Koyu çikolata

    Ne şekilde tüketilmeli?: Tüketmek için çıldırdığınızda bar ya da sos olarak tüketin. Ölçü olarak çeyrek fincanı temel alın.

    Posted on Leave a comment

    Ünlülerin Diyet Sırları

    Bir derginin sayfalarini karistirirken Cameron Diaz”in fotografiyla karsilasip da sayfayi hemen çeviriverdiginizi söylemeyin sakin. Mutlaka iyice inceliyor bir kusur bulmaya çalisiyorsunuzdur. Tabii eger fotograf yeterince büyükse ve daha önceden bir ön inceleme yapmadiysaniz. Sonra ona ve digerlerine bakip, nasil hep ince ve güzel görünmeyi nasil basardiklarini merak ediyorsaniz, iste size ünlülerin diyet sirlari… 
    Kate Winslet
    Ikinci çocugundan sonra, kilo vermek için özel bir sey yapmadigini iddia etse de, Kate Winslet düzenli olarak spor yapiyor. Ayrica yedigi ve içtigi süt ve süt ürünlerine de dikkat ediyor.


    Sienna Miller
    Sienna Miller, dogustan zayif ve ince olanlardan ama vücudunun sekilli görünmesi için egzersizin sart oldugunun da farkinda. Miller, yogayla kalori yakmaktan çok vücudunu sikilastirdigini, sekle soktugunu ve esnettigini söylüyor. Ayrica gerginligi azaltmak için birebir oldugunu da ekliyor.


    Caprice
    33 yasindaki model, düsman çatlatan vücudunu kendine koydugu siki kurallarla formda tutuyor. Aksam 5″ten sonra hiçbir sey yemeyen güzel manken, daha az karbonhidrat ve daha çok protein tüketiyor. Gerçekten kilo vermek için bunu haftada en az 3 kez uygulamak gerektigini de belirtiyor.


    Penelope Cruz
    Penelope Cruz inceligiyle dikkat çekiyor ve formda kalma yolu da gayet tembelce Her gün 12 saat uyuduguna dair yemin ediyor! Üstelik uykunun kilo vermeye katkisi oldugunu iddia eden arastirmalar da mevcut!


    Victoria Beckham
    Üçüncü çocuktan sonra bile Victoria Beckham, kisa zamanda eski formuna geri dönerek genç kizlara tas çikartiyor. 30 yasina girdiginden bu yanda daha fazla egzersiz yaptigini ise saklamiyor. Bazen birkaç gecede bir 200″er mekik çekiyormus.


    Kim Cattrall
    Kim Catrall, formda kalmayi ve genç görünmeyi, üç gün ardarda sadece salata ve somon baligi yemesine borçluymus. Catrall, genç görünmek için ille de yüz gerdirmeye gerek olmadigini, somon gibi bazi besinlerin cildi gençlestirdigini savunan Amerikali doktor Nicholas Perricone”un takipçisiymis. Tabii somon baligindaki yag da fazla olmadigindan, Catrall”in düzgün hatlarini nasil elde ettigini anlamak hiç zor degil.


    Cameron Diaz
    Cameron Diaz”in mükemmel vücuduna bakinca, hayatini aç geçirdigini düsünebilirsiniz ama o kendini açliga mahkum ettigini düsünmüyor. Diaz”a göre, yemek istediginiz her seyden az ve öz yemek yeterli. Mesela McDonald”s yemeye bayiliyor ama asla büyük seçimleri tercih etmiyor.


    Beyoncé
    Çogumuz tatlidan vazgeçemeyiz ama Beyoncé tatli arzusunu kontrol altina alma yolunun bulmus. Cani ne zaman çikolata çekse, gidip bir paket çikolata yemek yerine, bir muz yiyormus. Bir muzda 95 kalori oldugu düsünülürse, istedigi kadar yiyebilir.


    Pamela Anderson
    36 yasindaki Anderson”in sirri basit ve ucuz. Tek yaptigi dislerini temizlemek. Bu, açligini kesiyormus ve ayrica caninin bir seyler çekmesini de önlüyormus. Ögün aralarinda yemesini de engelliyormus. Vücut ölçülerine bakilirsa, söylediklerinde bir hayir olsa gerek.


    Jennifer Aniston
    Jennifer Aniston Zone diyeti uygulayanlardan. Bu diyet yüksek protein ve düsük karbonhidrata dayali bir diyet. Zone”da yediklerinizin yüzde 40″i karbonhidrattan gelirken, yüzde 30″u proteinden ve yüzde 30″u da yagdan geliyor. Böylece maksimum kilo verme saglaniyor. Ayrica bu diyetle açlik duygusu fazla olusmuyor.


    Angelina Jolie
    29 yasindaki yildiz insanlarin cani ne çekiyorsa, onu yemeleri gerektigine inaniyor ve ekliyor: “Bence ihtiyaciniz oldugu anda bir duyguya teslim olmak önemli. Allahtan yiyeceklere karsi saglikli bir yaklasimim var ama bence caninizin çektigini yemek, ölçülü olmak ve yiyeceklerden keyif alip mutlu olmak önemli. Bence insanlar hayatlarinin çok büyük bir kismini yiyecekler hakkinda endiselenip, bunu kafalarina takarak geçiriyorlar.” diyor.


    Liz Hurley
    39 yasindaki Liz Hurley, hamilelikte aldigi kilolari birkaç haftada verebilmesiyle ünlü. Onun sirri su teresi. Ne zaman birkaç kilo vermek istese koca bir tencere su teresi çorbasi pisirip detoks yapiyor. Su teresi sizin için de faydali. Ispanaktan çok daha fazla demir ve sütten çok daha fazla kalsiyum içeriyor. Ayrica bol alküllü gecelerin ardindan gelen aksamdan kalma hali için de birebir.
    Salma Hayek
    Latin güzeli Salma Hayek saglikli beslenmeye inaniyor. Enerji seviyesini korumak için günde 5 küçük ögünle besleniyor. Film setine giderken yanindan götürdügü en favori yiyecekleri ise, ton baligi, kereviz, domates, salatalik ve kisnis.

    Posted on Leave a comment

    Mürver (patlangıç)

    Hanımeligiller familyasından; türlerinin çoğu Kış aylarında çiçekleri döken çalı veya ağaçcık halinde odunsu, ender olarak da otsu karakterde olan bir bitki cinsidir. Sürgünlerinin geniş bir özü vardır. Tomurcukları bol sayıda pullarla örtülmüştür. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri kabuksuz tane şeklindedir. 20 kadar türü vardır. Yurdumuzda doğal olarak bulunur. Yaprakları uçucu yağ, şekerler ve bazı organik asitler taşır. Meyvelerinde acı madde, tanen, şekerler, valerian asidi ve bol miktarda renk maddesi bulunur. Yapraklar ve meyveler müshil olarak kullanılır. Köklerinde müshil tesiri vardır. Çiçekleri terletici ve hafif yatıştırıcıdır. Kullanılan kısımları; yaz aylarında toplanıp, kurutulur.

    Faydası : Kabızlığı giderir. Ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrarı çoğaltır. Anne sütünü artırır. Nezlede faydalıdır. Güneş yanıklarında da faydalıdır.

    Posted on Leave a comment

    Muz musa

    Muzgiller familyasından; sıcak bölgelerde yetişen, çok yıllık ve çok büyük bir otsu bitki cinsidir. Yurdumuzda Antalya ve Anamur çevresinde yetiştirilir. Muz ağacının gövdesi; toprak altında kök-sap veya soğan halinde bulunur. Yaprakları bu kök-saptan çıkar. Tabandaki çiçekleri meyve verir. Meyvelerin tamamı sarkık bir sapın üzerinde toplu halde bulunur. Nişasta ve şeker bakımından zengindir. Lezzetlidir. Fırında veya güneşte kurutulduğu zaman çok besleyici bir un verir.

    Faydası : Vücudun ihtiyacı olan bütün maddeleri karşılar. Kemiklerin gelişmesini sağlar. Nekahat devresini kısaltır. Sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir. Böbrek ve mafsal iltihabında, bağırsak hastalıklarında faydalıdır. Müzmin kabızlık çekenler fazla yememelidir.

    Posted on Leave a comment

    Muşmula (beşbıyık)

    Gülgiller familyasından; kış aylarında yaprak döken, eğri büğrü övdeli, dallı budaklı küçük bir ağaçtır. Çiçekleri beyaz veya pembe renklidir. Meyvesi, buruk ve hoşa gitmeyen bir tattadır. Etlidir. 5 bölmesi vardır. İyice olgunlaştıktan sonra yenir.

    Faydası : Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlar. İncebağırsak iltihabı, ishal ve dizanteriyi giderir. Kan dolaşımını düzenler. Sinirleri güçlendirir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Lumbago ve nikriste kullanılır. Ana karnındaki ceninin düşmesini önler.

    Posted on Leave a comment

    Misvak (salvadore persica)

     : İkiçenekliler sınıfının, salva doraceae familyasından, Doğu Afrika’dan Hindistan’a kadar uzanan bölgelerde yetişen küçük bir step ağacıdır. Odunu çok liflidir. Dallarının ucundaki kısım diş fırçası yerine kullanılır. Meyvesi de yenebilir.

    Faydası : Dişleri temizler. Diş etlerini kuvvetlendirir. Ağız kokusunu giderir.